Bahçıvan, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarının en çok üzerinde durduğu konunun finansman giderleri olduğuna vurgu yaptı. Geçen yıla göre bu giderlerin, faaliyet karına oranı olarak %96’dan bu yıl yaklaşık %86’ya gerilediğini belirtti ve bu düşüşün bile sanayi için yeterli olmadığını söyleyerek, “bugünün manşeti finansman giderleri” ifadesini öne çıkardı. Bu durum, sadece İSO 500 için değil, tüm sektörler için özel bir endişe kaynağına dönüştüğünü ifade etti.
Gıda sanayisi üzerine yapılan değerlendirmelerde, halkın zor dönemlerde tüketimini sürdürebilmesi için gıda harcamalarının önem kazanmasının engellenemeyeceğini vurguladı. Üretimden satışlarda görülen artışın ardında, gıda sektöründeki firmaların yeni ürünler ve ihracat üzerinde yoğunlaşması bulunduğunu söyleyen Bahçıvan, bu durumun enflasyon etkisinin ötesinde, tedarik zinciri içerisinde gıda payının artmasıyla da ilişkili olduğunu düşündüğünü ifade etti.
“Şirketler giderek yurt dışı kaynaklı borçlara yöneliyor” adlı açıklamasında, verilerin tam bir resim sunmadığını ancak reel sektörde yurt dışı döviz borçlanmasının arttığını belirtti. Ani kur artışlarına karşı finansal risklerin artabileceğini vurguladı ve iç piyasalardaki maliyetlerin ve finansmana erişimdeki güçlüklerin yabancı para kaynaklı borçlanmayı tetiklediğini söyledi.
Tasarruf açığı konusuna değinen Bahçıvan, krediye dönüşebilecek kaynak eksikliğinin yatırımlar için zorluk yarattığını ifade etti. İhracata odaklı firmaların Eximbank gibi kurumların olanaklarına rağmen yabancı para borçlanma eğiliminde artış gördüklerini belirtti ve Türkiye’nin uluslararası kredibilite kazanmasının sanayiye olumlu yansımasına dikkat çekti. Eğer ülkeye yeni kaynak akışı sağlanabilirse, Türkiye’nin borçlanabilir bir konum elde ettiği yönündeki görünümün sanayiye olumlu katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.
İnsani Kaynaklar ve Planlama Gerekliliği ise yönetim kurulu başkanı için kritik konu oldu. En büyük 500 sanayi şirketinin istihdamında görülen yaklaşık %2,5’lik düşüşü değerlendiren Bahçıvan, gelecekte hangi sektörlerde rekabet avantajı elde edileceğinin net bir biçimde planlanması gerektiğini belirtti. Yetkinliklerin hedeflenen sektörlere göre yeniden değerlendirilmesinin ve kamu-özel sektör işbirliğinin gerekliliğinin altını çizdi.
Zorda Olan Firmalar ve Finansman Perspektifi konusuna değinen Bahçıvan, finansmana erişimdeki sıkıntılar ve maliyetlerin düşürülmesinde ilerleme kaydedilemezse kısa vadede üretim ekonomisinin etkilenebileceğini söyledi. Önümüzdeki haftaki toplantıda üç büyük kamu bankası genel müdürünün katılımıyla finansmanın öncelikleri ve acil yapılması gerekenler masaya yatırılacak. Sanayinin sürdürülebilirliği ve yatırım iştahını koruması için yeni finansman yaklaşımlarına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.
Enflasyonla Mücadelede Sanayinin Rolü konusunda ise sanayinin kendi enflasyonuyla mücadelede önemli adımlar attığını belirten Bahçıvan, temel mal enflasyonunun yüksek seyrettiğini fakat sanayinin bu yükü büyük oranda kendi maliyet kontrolüyle hafiflettiğini ifade etti. Sanayinin dışsal enflasyon yükünün en çok kendisini etkilediğini sözlerine ekledi.





































































































