Enerji ve savaşın getirdiği çok boyutlu baskılar, hem küresel ekonomiye hem de Türkiye’nin iç dinamiklerine yön veriyor. Enerji akışlarının kesintiye uğramasıyla petrol ve türevlerinde görülen fiyat artışları, sadece ham madde maliyetlerini yükseltmiyor; gübre, çip üretimi, kimyasal maddeler ve giyimin temel hammaddeleri üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor. Hürmüz Boğazı ve çevresi, bu zincirin kilit noktalarından biri olarak öne çıkıyor ve bölgedeki üretim kapasitesi ile tedarik zincirleri doğrudan bu krizden etkileniyor.
Birincil etkiler enerji maliyetlerinde yükseliş, üretim süreçlerinde maliyetleri artırıyor ve bu da bütçe gelirlerinde baskı yaratıyor. Aynı zamanda küresel büyümeyi zayıflatıyor ve finansal koşulları sıkılaştırıyor. İhracatta da dalgalanmalara yol açan petrol talep ve fiyatlarındaki belirsizlikler, özellikle Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlı konumunu daha belirgin hale getiriyor.
İkincil etkiler tarladan sofraya uzanan üretim zincirinde verimlilik baskısı oluşturuyor. Gübre kullanımı olası bir verim kaybını tetikleyebilir ve bu durum hammadde akışını da etkiliyor. Savaşın süreci uzadıkça enflasyonist baskıların artması muhtemel görünüyor; bu da faiz, kur ve döviz rezervleri üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Bu benzeri belirsizlikler karşısında, Orta Vadeli Programı yıllık olarak güncelleyerek makroekonomik dengeleri sağlam tutmayı amaçlıyoruz. 2023 yılında yaşanan deprem sonrası toparlanma sürecinde, bütçe disiplinini sürdürmek ve rezervleri güçlendirmek kritik rol oynadı. 2025’in ortasına doğru dezenflasyon hedeflerimizi destekleyecek adımları planlıyoruz ve rezerv birikimini güçlendirme konusunda kayda değer ilerleme kaydettik. Mevcut durumda ithalata yeterli bir kapasiteye sahip olduğumuzu belirtmek mümkün; bu durum dış şoklar karşısında güvence sağlıyor.
Gıda ve konut gibi temel kalemlerde arz güvenliğini artırmak için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Kira enflasyonunu düşürmek ve konut erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut programları ile üretim kapasitesini artırıyoruz. Ayrıca yeşil enerji ve tarımsal üretim altyapılarını destekleyen özel politikalarla, arz zincirindeki kırılmaları azaltmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda; fiyat istikrarını desteklemek için para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu güçlendiriyoruz ve enflasyonu tek haneye indirme hedefimize odaklanıyoruz.
Reel sektöre yönelik destekler de sürüyor. İhracatçılar için kredi imkanlarını genişleten ve KOBİ’lere yönelik kefalet ve faiz desteklerini artıran programlarımız, üretimi ve istihdamı önceleyen yaklaşımı pekiştiriyor. Bu süreçte, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı talimatlar doğrultusunda hareket ediyoruz ve piyasaların ihtiyacına göre politika araçlarımızı dinamik şekilde değerlendiriyoruz.




































































































