• YARIM ALTIN
    20.675,00
    % -1,33
  • AMERIKAN DOLARI
    46,1297
    % 0,00
  • € EURO
    53,2993
    % -0,03
  • £ POUND
    61,7800
    % -0,02
  • ¥ YUAN
    6,8074
    % 0,04
  • РУБ RUBLE
    0,6415
    % 0,01
  • BITCOIN/TL
    2848590,403
    % -1,56
  • BIST 100
    13.741,89
    % -0,86

Bulut Tohumlama ve Su Güvenliği: İklim Değişikliğiyle Mücadelede Bilimsel Uyum

Bulut Tohumlama ve Su Güvenliği: İklim Değişikliğiyle Mücadelede Bilimsel Uyum

Kuraklığın artışına karşı bilimsel temelli uyum politikalarının önemine dikkati çeken İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, bulut tohumlama teknolojisinin su güvenliğini destekleyen kritik araçlardan biri olduğunu vurguladı. Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, yağışın bir bölgede arttırılmasının başka bir bölgede eksilmesine yol açtığı yönündeki iddiaların bilimsel temelden yoksun olduğunu belirtti. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha belirginleştiğini söyleyen Bozoğlu, sıcaklıkların yükselmesinin kuraklık riskini artırdığını ifade etti. 2015-2025 arasındaki dönemin kayıtlara geçen en sıcak on yıllardan biri olduğunu ve 2025’in sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,43 derece daha sıcak geçtiğini kaydetti. Kuraklığın sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurduğunu söyleyen Bozoğlu, dünya genelinde yaklaşık 1,84 milyar insanın bu sorundan etkilendiğini hatırlattı. Akdeniz Havzası’ndaki ülkeler için ise iklim değişikliğinin etkileri daha yoğun yaşanıyor; bölgede tahıl üretiminde kayıpların yüzde 70’e kadar çıkabildiğini dile getirdi. Atmosferdeki su tükenmiyor Bulut tohumlama ile ilgili eleştirilere yanıt veren Bozoğlu, yağışın bir bölgedeki artışının başka bir bölgeden çalınması anlamına geldiği yönündeki görüşlerin desteklenmediğini savundu. Atmosferde yaklaşık 12,5 trilyon metreküplük bir su rezervinin bulunduğunu söyleyen Bozoğlu, bu tür uygulamaların atmosferik su bütçesinin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini etkilediğini belirtti. 50 yılı aşkın bilimsel araştırma bulut tohumlamanın rüzgar etkisi altındaki bölgelerde kuraklığa sebep olmadığını, hatta hedeflenen alanla birlikte yüzlerce kilometrelik bölgelerde yağış miktarını artırabildiğini gösterdiğini ifade etti. Atmosferdeki su buharının ortalama olarak her yaklaşık 9 günde bir yenilenmesi, nemin sürekli döngü halinde kaldığını ve tüketilmediğini gösterir nitelikteydi. Yağış ve kar miktarında artış sağlayabildiğini belirten Bozoğlu, gümüş iyodür kullanımıyla ilgili olarak yapılan çok sayıda araştırmanın güvenliğe işaret ettiğini ve bugüne kadar anlamlı bir olumsuz etkinin gözlemlenmediğini aktardı. Teknolojinin tarımsal üretim, sulama, enerji ve içme suyu gibi alanlarda sürdürülebilirlik açısından önemli katkılar sunduğunu ve uygulandığı bölgelerde yağış ile kar miktarlarının %10-15 aralığında yükseldiğini söyledi. Su kaynaklarının etkin yönetiminin bugün daha da hayati hale geldiğini belirten Bozoğlu, bulut tohumlama gibi yöntemlerin mevcut su varlığını destekleyici araçlar olarak görülmesi gerektiğini kaydetti. Su Kanunu taslağına vurgu Dünya Meteoroloji Örgütü’nün kış dönemlerinde dağlık kesimlerde gerçekleştirilen bulut tohumlama uygulamalarını olumlu bulduğunu ifade eden Bozoğlu, Türkiye’de hazırlanan Su Kanunu Taslağı’nın bu alandaki teknolojilere hukuki altyapı sağlayacak önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. İklim değişikliğinin etkilerine karşı yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmaya odaklanan politikaların yetersiz kalacağını, su kaynaklarının korunması ve yönetilmesinin de eşgüdümlü olarak uygulanması gerektiğini belirtti. Gelecekte su güvenliğinin, ülkelerin en öncelikli gündemi arasında yer alacağını ifade eden Bozoğlu, bulut tohumlama ve atmosferik su yönetimi uygulamalarının uyum sürecinde kritik araçlar arasında bulunabileceğini belirtti ve bilimsel veriler ışığında hareket edilmesinin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.