Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında gerçekleştirilen Türkiye Enerji Dönüşümü Yatırım Forumu’nda uluslararası yatırımcılar ve finans dünyasının temsilcilerine ülkenin yol haritasını ve yatırım planlarını aktarırken, kritik mineral projelerine vurgu yaptı. 2020 yılında Beylikova’da keşfedilen nadir toprak elementleri rezervinin geliştirme aşamasında olduğunu söyleyen Bayraktar, 2035’e kadar enerji dönüşüm hedeflerini hayata geçirmek için yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde yatırım gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve bağımsızlık hedefleriyle birlikte karbon nötr ekonomiye dönüş yolunda, elektrik talebinin artışıyla ilgili planlarını paylaştı. Önümüzdeki 30 yıl içinde talebin üç katına çıkabileceğini öne süren Bakan, enerji ithalatının cari açık üzerinde baskı oluşturan ana etmenlerden biri olduğuna dikkat çekti. 2053 hedefinin karbon nötr olmak olduğu üzerinde duran Bayraktar, bu hedefin önünde büyük zorluklar bulunduğunu ifade etti.
Elektrifikasyon stratejisinin merkezi rolü Bayraktar, COP31 kapsamında açıklanan hedefler doğrultusunda 2035’e kadar elektrifikasyon oranını %35’e çıkarmak üzerinde durdu. Ulaşımdan konutlara ve tarıma kadar elektrikle dönüştürülecek alanlarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini, ancak ulaştırma sektöründe elektrifikasyon oranının şu anda %1’in altında olması nedeniyle yolun uzun olduğunu vurguladı. Yenilenebilir enerji potansiyelinin yüksek olduğunun altını çizen Bayraktar, elektrik kurulu gücündeki yenilenebilir payının şu anda %62 olduğunu ve 2035’e kadar bu oranın %70’e çıkacağını söyledi.
2035’e kadar 120 gigavatlık rüzgar ve güneş kapasitesine ulaşabilmek için yıllık olarak 8-10 gigavat devreye alınması gerekecek. Deniz üstü rüzgar için 5 gigavat hedefiyle birlikte toplam kapasite planında yer alıyor; bu yıl deniz üstü rüzgar ihalesinin yapılması hedefleniyor. 2026, bu alanda dönüm noktası olarak görülüyor. Nükleer enerji konusunda ise Akkuyu dışında Sinop ve Trakya bölgelerinde de santral projelerinin ve 5 gigavatlık küçük modüler reaktör hedefinin bulunduğunu, 2050’ye kadar toplam en az 20 gigavat nükleer kapasite elde edilmesinin amaçlandığını belirtti. Böyle bir üretim karışımında nükleerin payını %15’e çıkarmayı öngörüyor.
Altyapı yatırımlarının önemi ise bir kez daha vurgulandı: iletim, dağıtım ve şebeke dahil olmak üzere 2035’e kadar 80 milyar dolar büyüklüğünde altyapı yatırımı gerekeceği ifade edildi. Bu yatırımlar olmadan elektrikleşme hedefinin hayata geçirilmesi mümkün görünmüyor.
Koordineli bir enerji güvenliği stratejisinin hayata geçirilebilmesi için kömürden enerji üretiminde adil bir dönüşüm hedeflenirken, doğalgazın geçiş dönemi için kritik bir rol oynayacağına işaret edildi. Sakarya Gaz Sahası’ndan günlük yaklaşık 9,5 milyon metreküp gazla milyonlarca hanenin enerji ihtiyacının karşılandığına değinildi. Üretimin bu yıl sonunda ikiye, 2028’de ise dört katına çıkmasıyla daha geniş bir tüketici tabanına ulaşacağı belirtildi.
Uluslararası enerji işbirlikleriyle ilgili olarak Irak ve Katar üzerinden boru hattı projelerinin değerlendirilmesi gerektiği, Hürmüz Boğazı krizinin bu tür projelerin önemini gösterdiği vurgulandı. Bölgede Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye’yi kapsayan bir mega enterkonnekt hatı inşa etme fikri de masaya getirildi. Buna benzer çok sayıda çözüm önerisinin üzerinde durulurken, enerji parametrelerinde çeşitlilik ve güvenilirlik sağlamak için bu tür projelerin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.




































































































