Son dönemde enerji üretiminde rüzgar ve güneş projelerinde kayda değer bir sıçrama yaşanıyor. Rüzgarda 2025 itibarıyla kurulu güçte rekor kırıldı ve 1,9 gigavatlık yeni bir santral devreye alındı; güneşte ise 2023 kilit bir kilometre taşı olarak görünüyor ve kurulu güç 5 gigavata ulaşmış durumda. Bu yatırımlar birkaç yılda 4,5–5 gigavat civarında ilerliyor.
Elektrikte rüzgar ve güneşin payı şu anda yaklaşık %22 seviyesinde. Ancak Türkiye’nin ana elektrik üretim kaynağı kömür olmaya devam ediyor; doğalgazın payında da belirgin bir düşüş gözlemleniyor ve şu an payı yaklaşık %20’lere geriledi. Üretimin büyük kısmı ithal kömürden elde ediliyor; enerji arz güvenliği açısından bu durum bir risk olarak dikkat çekiyor. Yerli kömür tarafında ise maliyetler, piyasa fiyatlarının üzerinde seyrediyor ve döviz kurlarıyla endeksli alım garantileri nedeniyle enerji maliyeti yükseliyor. Özellikle enerji değeri açısından yerli kömürün rekabet gücü düşük kalıyor.
Türkiye Elektrik Görünüm Raporu bugün beşinci kez güncelleniyor ve raporun odaklarında kuraklık önemli bir yer tutuyor. 2025 yılı kurak geçiriyor; hidroelektrik üretimde düşüş kaydedildi. Buna karşın bu yıl su kaynakları daha bol görünüyor. Kuraklık enerji güvenliği açısından risk oluşturmaya devam ediyor ve yıllık olarak elektrik üretimine yaklaşık 1,8 milyar dolar ek maliyet yüklüyor.
Savaşın enerji sektörü üzerindeki etkileri ise tedarik ve fiyatlar üzerinde belirgin baskılar yaratıyor. Doğalgaz sözleşmeleri Avrupa piyasası endeksli olması nedeniyle dalgalanmaya açık; LNG temini bu piyasalara bağlı. Şu anda krizden etkilenen bir fiyat artışı yaşanıyor ve bu durum daha da kötüleşebilir. Dışa bağımlılığı azaltma yönünde adımlar atılmazsa, fosil yakıtlara olan bağımlılık artabilir. Bu nedenle yenilenebilir enerji politikalarını hızlandırmak ve çeşitlendirmek kritik görünüyor.
28 milyar dolarlık şebeke yatırımı gerekiyor Türkiye’nin 120 gigavatlık 2035 hedefine ulaşması için sadece santral maliyetleri yetmiyor; elektrik şebekesinin güçlendirilmesi ve genişletilmesi için yaklaşık 28 milyar dolarlık yatırım gerekli. Bu miktarın finansmanı için dış kaynaklardan destek almak ve yeni ihale modelleriyle yabancı yatırımcıları çekmek hayati önem taşıyor. Santrallerin devreye alınmasıyla birlikte yeni şebeke kapasitesinin inşa edilmesi, yenilenebilir enerji projelerinin ivmeli olarak hayata geçmesini sağlayacaktır.





































































































