ABD-İran temaslarının nabzı, küresel piyasalarda yankı bulurken, Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı paylaşım, nükleer ve jeopolitik pazarlıkların kırmızı çizgilerini yeniden çizdi. Yapılan açıklamada, İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu için net bir tercih ortaya konuldu: ya kapsamlı ve önemli bir anlaşma, ya da hiç anlaşma olmaması.
Yeni bir anlaşmanın şartları üzerinde tartışmaların alevlendiği bu süreçte, eski ABD yönetiminin kurduğu JCPOA’nın karşıtı olarak vurgulanan görüşler öne çıktı. Trump, Truth Social paylaşımlarında, mevcut çerçevenin “tam tersi” bir modelin benimsenmesi gerektiğini ifade etti ve JCPOA’ya yönelik eleştirisini yineledi.
İran tarafında uluslararası görüşmelerde kilit rol oynayan uranyum stoklarının ülke sınırları içinde kalması yönündeki talep, Pekin ve Yeni Delhi hattındaki temaslarla birlikte gündeme gelmişti. Bu konular, İran Dini Lideri’nin stokları İran’da tutma yönündeki kesin direktifleriyle ilgili tartışmaları da hızlandırdı.
Trump’ın bu son beyanatı, nükleer envanterin teslimi ve Hürmüz Boğazı’nın önemli bir ulaşım koridoru olarak kalıcı şekilde açık tutulması hedefleri etrafında geri adım atılmayacağını gösteriyor.





































































































