Bu hafta gerçekleşecek TCMB toplantısından önce iki önemli kurumsal analiz kuruluştan farklı görünüm geliyor. Morgan Stanley ekonomistleri Georgi Deyanov ve stratejist Arnav Gupta, iç talepteki zayıflığın Merkez Bankası’nın sabırlı bir duruş sergilemesini destekleyeceğini belirtiyor. Kısa bir perspektifte, Nisan ayındaki PPK toplantısından bu yana büyümenin ivmesinin yavaşladığına dikkat çekiliyor: birinci çeyrek için özel tüketim yatay kaldı, ihracat baskı altında ve yüksek frekanslı göstergeler dayanıklı tüketim talebinin zayıfladığını gösteriyor. Enerji emtia fiyatlarındaki yükseliş ve dalgalanmalar bu durumu etkilese de, ana politika faizinin %37 seviyesinde sabit kalması gerektiği görüşü sürüyor. Deyanov ve Gupta, “Konsensüs sabit kalacak yönünde değişse de, faizleri yaklaşık %40’a taşımanın sonraki dönemde enflasyon yönetimi ve politika esnekliği için faydalı olabileceğini” savunuyorlar.
Uzun vadeli perspektifte Morgan Stanley, enflasyonun 2026’nın dördüncü çeyreğinde gerilemesini beklerken, TCMB’nin temkinli gevşeme dönemine yeniden başlaması ve ana politika faizini 200 baz puan düşürerek %35’e indirmesini öngörüyor. 2027’de ise yıl sonuna kadar bu oranı kademeli olarak %27,50’ye indirme hedefi var. Ayrıca bu analiz, TL’nin ileri vadede ima edilen seviyelerin altında bile değer kaybetmeye devam etmesini ve reel getirilerin bu eğilimi destekleyecek kadar cazip kalacağını varsayarak 3 ay vadeli USD/TRY carry’de kısa pozisyon önerisi içeriyor.
Goldman Sachs ise bu toplantıda “pas” yönünde görüş bildiriyor. 5 Haziran’da yayımlanan Goldman notunda, faiz artışından ziyade finansal koşulları sıkılaştırmak amacıyla kredi büyümesini sınırlayan düzenleyici adımların öne çıkacağı ifade ediliyor. Notta, “Mevcut durumda dolarizasyon baskısının Merkez Bankası’nı politika faizini artırmaya iteceğini düşünüyoruz” değerlendirmesi yer alıyor ve faiz artışının şu an için muhtemel görünmediğini vurguluyorlar.




































































































