• YARIM ALTIN
    22.255,00
    % 1,89
  • AMERIKAN DOLARI
    45,9165
    % -0,10
  • € EURO
    53,5748
    % 0,07
  • £ POUND
    61,8566
    % 0,03
  • ¥ YUAN
    6,7890
    % 0,04
  • РУБ RUBLE
    0,6421
    % -0,75
  • BITCOIN/TL
    3374532,695
    % -0,36
  • BIST 100
    13.662,75
    % -1,64

Sigortacılıkta Koruma Ağı ve Fiyatlandırmanın Gerçek Dinamikleri

Sigortacılıkta Koruma Ağı ve Fiyatlandırmanın Gerçek Dinamikleri

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in trafik ve kasko sigortalarına dair kamuoyuna yansıyan görüşlerini ve bu konuyu tartışan çeşitli çevrelerin açıklamalarını değerlendirdi. Yaşar, sigortacılığın yalnızca poliçe bedeli üzerinden ölçülmesinin sınırlı ve yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade ederek, sektörün ana görevinin vatandaşların karşı karşıya kaldıkları riskleri güvence altına almak olduğunu vurguladı. Artan araç değerleri, yedek parça maliyetleri, servis işlerindeki giderler ve finansman maliyetlerinin sigorta sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Yaşar, primlerin bu ekonomik gerçeklikten bağımsız düşünülmemesi gerektiğini söyledi. 2026 Mayıs itibarıyla trafik ve kasko sigortalarında ödenen toplam tazminatın yıllık karşılaştırmada %36 artışla 84,1 milyar TL’den 114,4 milyar TL’ye yükseldiğini aktarırken, bu dönemde trafik sigortasında 505 bini aşkın, kasko sigortasında ise 568 bini aşkın dosyaya ödeme yapıldığını ve sektörde yalnızca beş aylık süreçte yaklaşık 1,1 milyon kişinin zararının karşılandığını belirtti. Ancak trafik sigortasında primlerin o dönemde yalnızca %8 artışla 8.684 TL’den 9.410 TL’ye çıktığını ve enflasyonun altında kalan bu artışın reel olarak sigorta primlerinde düşüşe işaret ettiğini vurguladı. “Sigorta sisteminin kök amacı prim üretmek değildir; risk gerçekleştiğinde vatandaşların ve işletmelerin mali yükünü üstlenmektir” diyen Yaşar, analizlerin yalnızca poliçe fiyatlarına odaklanılmaması gerektiğini, koruma ve ödenen tazminatlar üzerinden yapılması gerektiğini kaydetti. Asıl mesele koruma açığını azaltmaktır Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının 34 milyonu aştığını hatırlatan Yaşar, sigorta sektörünün en kritik konularından birinin koruma açığının kapatılması olduğunu ifade etti. Kamuoyunda dile getirilen “7 milyon sigortasız araç” iddialarının tabloyu tam yansıtmadığını belirten Yaşar, “Bu rakamın içinde, trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmayan 2,6 milyon motorlu bisiklet ve uzun süre kullanılan dışındaki araçlar da bulunmaktadır. Bu farklar ayrıştırıldığında, zorunlu trafik sigortasındaki sigortasızlık oranı yaklaşık %16 seviyesine düşmektedir; kullanılmayan araçlar hesaba katıldığında bu oran daha da gerilemektedir. Dolayısıyla kamuoyunda belirtilen 7 milyon rakamı doğrudan sigortasız araç sayısı olarak değerlendirilmemelidir.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte sigortasızlığın ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Yaşar, trafik sigortasının yalnızca araç sahibini değil, kazalarda zarar gören üçüncü kişileri de kapsayan toplumsal bir güvence olduğunun altını çizdi. “Sigortasızlığın azaltılması vatandaşlarımızı korumak ve trafik sisteminin sağlıklı işlemesini sağlamak açısından büyük önem taşır; ancak bunun yanında daha büyük bir koruma açığıyla da karşı karşıyayız.” diye konuştu. Türkiye’de yaklaşık 34 milyon motorlu araç bulunmasına rağmen kasko güvencesine sahip araç sayısının yaklaşık 9 milyon seviyesinde olduğuna dikkati çeken Yaşar, yaklaşık 25 milyon aracın çeşitli risklere karşı güvenceye sahip olmadığını ifade etti. “Sigortacılığın temel amacı daha çok kişiyi güvence altına almak ve koruma açığını azaltmaktır” diyen Yaşar, son yıllarda sektörde farklı bütçelere uygun ürünler, muafiyetli çözümler ve yaşlı araçlara yönelik alternatif sigorta modelleri geliştirme çabalarının sürdüğünü kaydetti. “Farklı fiyatlar rekabetin ve risk bazlı fiyatlamanın doğal sonucu olarak doğar” değerlendirmesiyle, aynı araç için farklı şirketlerden farklı teklifler alınmasının, sigortacılığın risk odaklı bir sistem olduğunu gösterdiğini söyledi. Yaşar, “Fiyat tek başına aracın markasıyla belirlenmez; sürücünün hasar geçmişi, yaşı, konum, kullanım şekli, risk profili ve teminat tercihi gibi birçok unsur prim üzerinde etkili olur. Dolayısıyla iki kişinin aynı araçla farklı prim ödemesi teknik olarak mümkündür. Fiyat farklılıkları keyfi değildir; serbest piyasa koşulları ve rekabetin doğal sonuçlarıdır.” diye belirtti. Rekabetin vatandaşlara daha çok seçenek sunarak ürün çeşitliliğini artırdığını ve farklı bütçelere uygun çözümler getirdiğini ifade eden Yaşar, Türkiye’nin ihtiyacının daha yüksek sigortalılık oranı olduğuna işaret etti. “Sigortacılığın ana amacı, sadece fiyat tartışması yapmak değil; toplumsal dayanıklılığı artıracak güvenceyi maksimum düzeye çıkarmaktır. Bu nedenle daha yüksek sigortalılık, daha düşük koruma açığı ve risklere karşı daha dayanıklı bir toplum hedefidir.”