• YARIM ALTIN
    21.692,00
    % -0,57
  • AMERIKAN DOLARI
    45,5805
    % -0,01
  • € EURO
    52,9964
    % -0,26
  • £ POUND
    61,1684
    % -0,12
  • ¥ YUAN
    6,6950
    % -0,14
  • РУБ RUBLE
    0,6381
    % 1,34
  • BITCOIN/TL
    3494063,256
    % -0,96
  • BIST 100
    14.029,54
    % -2,35

Pensura 2026: Sigorta ve Emeklilikte Dezenflasyon Döneminde Stratejiler ve Beklentiler

Pensura 2026: Sigorta ve Emeklilikte Dezenflasyon Döneminde Stratejiler ve Beklentiler

Türkiye Sigorta, güncel riskler ve fırsatları ele alan Pensura 2026 raporunu yayımladı. Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer ile Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özgür Akpınar ve Doç. Dr. Gökhan Işıl’ın ortak çalışmasıyla oluşan rapor, 2025 için değerlendirmeler, sektör görünümü ve 2026’ya dair beklentileri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Özer, rapor için yaptığı yorumu şu sözlerle özetledi: Risklerin sigortacılıkla karşılıklı tamamlayıcı bir yapıda olduğunu ve bu raporun buna rehberlik ettiğini belirttik. 2025’te sigorta sektörü, makroekonomik dengelenme, para politikası ve piyasalardaki volatilitenin etkisiyle çok boyutlu bir dönüşüm geçirdi. Küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve iklim kaynaklı hasar artışları, sigorta maliyetlerinı ve sermaye planlamasını doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda büyüme sadece prim üretimiyle değil; teknik kârlılık, reasürans maliyetleri, hasar/prim oranı ve sermaye yeterliliği gibi pek çok etken üzerinden değerlendirilmelidir.

2026’yı ise sigorta ve emeklilik sektöründe kritik bir eşik olarak gören rapor, dezenflasyonun kalıcılığına bağlı olarak nominal büyümeden kalıcı, kaliteli büyümeye geçişin hızlandığı bir döneme işaret ediyor. Kısa vadede enflasyonun düşmesiyle prim artışının yavaşlayabileceğini, ancak orta-uzun vadede hasar maliyetlerinin öngörülebilirleşmesiyle teknik fiyatlama disiplininin güçleneceğini öngörüyoruz. Bu çerçevede 2026 için başarı kriterleri, yalnızca prim hacmiyle sınırlı kalmamalı; risk seçimi ve fiyatlama doğruluğu, aktif-pasif yönetimi, reasürans dayanıklılığı, dijitalleşme yoluyla giderlerin kontrolü ve emeklilik tarafında reel getiri sürekliliği olarak belirginleşiyor.

Toplam prim üretiminde artış 2025’te toplam prim üretiminin bir önceki yıla göre nominal olarak yükseldiğini ancak reel büyüme enflasyon etkisiyle sınırlı kaldığını rapor ortaya koyuyor. Özellikle zorunlu sigorta türleri ve sağlık branşındaki talep artışı, hayat dışı alanları büyümenin lokomotifi haline getirirken, hayat sigortalarında ise tasarruf eğilimi, faiz oranları ve yatırım getirileri belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. Hasar frekansındaki değişim, ortalama hasar maliyetleri ve enflasyonun hasar rezervleri üzerinde yarattığı baskı, teknik kârlılık üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. Bu nedenle şirketler, risk tercihini daha dikkatli tutuyor, aktüerya odaklı fiyatlamayı güçlendiriyor ve veri odaklı underwriting uygulamalarını yaygınlaştırıyor. Rapor, sürdürülebilir kârlılık için fiyatlama disiplinini, sermaye yeterliliğini ve dijitalleşmeye verilen yatırımların verimliliğini önceliklendirdiğini vurguluyor.

Nüfusun yaşlanması ve emeklilik sistemlerinin önemi Türkiye’de artan yaşlı nüfus, emeklilik sistemlerinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini stratejik bir konu haline getiriyor. TÜİK projeksiyonlarına göre 65 ve üzeri nüfusun toplam içindeki payı artarken, kamu sosyal güvenlik yükü büyüdü. Özel emeklilik sistemlerinin rolü güçleniyor; BES katılımcı sayısı ve fon büyüklüğü nominal olarak artış gösteriyor. Devlet katkısı ve otomatik katılım gibi teşvikler kapsamı genişletiliyor; özellikle 18 yaş altı katılımcıların sisteme dahil edilmesiyle uzun vadeli birikim potansiyeli artıyor. Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) işveren marifetiyle katılımı ise düzenli bir artış trendi gösteriyor.

BES’te reel getiri kilit konu 2026 için BES’te kilit konu, katılımcıların devamını sağlayacak temel faktörlere odaklanmak. Reel ve sürdürülebilir getiri, şeffaf iletişim, risk profiline uygun fon dağılımı, doğru ürün-fon eşleşmesi ve kolay dijital deneyim, katılımcı bağlılığını belirleyen ana etkenler olarak öne çıkıyor. Hayat emekliliği şirketlerinin bu konularda kendilerini geliştirmesi, fon ve katılımcı sayısı açısından kritik öneme sahip.

Dezenflasyon ve kârlılık dengesi 2025’ten 2026’ya geçişte dezenflasyon sürecinin hızı, sigorta sektörünün kârlılık dinamiklerini şekillendirecek temel unsur olarak görülüyor. Ana görünüm, teknik kârlılık kalitesi, rezerv/fiyatlama doğruluğu ve aktif-pasif yönetimindeki etkililiğin kritik olduğunu gösteriyor. Enflasyondaki düşüş, hasar oynaklığının daha öngörülebilir hale gelmesini ve teknik kârlılık için daha dengeli bir ortam yaratmasını bekletiyor. Branş bazında ise dezenflasyon sürecinde kârlılığın, hasar Frekansının düşük olduğu ve öngörülebilir risk yapısına sahip alanlarda yoğunlaşması öngörülüyor. Sağlık ve tamamlayıcı sağlık ürünleri fiyatlama esnekliğiyle öne çıkarken, kasko ve trafik sigortaları yüksek frekans ve maliyet enflasyonu nedeniyle maliyet kontrolü ve dikkatli fiyatlama ile yönetiliyor.