Hazine tahvili getirilerinin yükselişi, hisse senedi piyasaları için yeni risk alanları doğuruyor. Morgan Stanley, ABD 10 yıllık Hazine getirilerinin %4.5’in üzerine çıkmasının riskleri artıracağını belirtti ve küresel tahvil satışlarının enflasyon baskılarından etkilendiğini vurguladı. Baş stratejist Michael Wilson, tahvil faizleri dengelenmediği sürece hisse senedi piyasalarında anlamlı bir düzeltme olabileceğine dikkat çekti.

Enflasyon endişelerini tetikleyen İran’daki çatışmalar, emtia fiyatlarını yukarı çekerken küresel piyasalarda belirsizliği artırıyor. ABD 10 yıllık Hazine getirisi pazartesi gününü %4.6 civarında kapatarak son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı; bu durum, yatırımcıları tahvil-faiz ile hisse getirileri arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye itiyor. Uluslararası piyasalarda Japonya’nın 30 yıllık tahvil getirisi de tarihi zirvelere çıkarak dikkat çekti.

Morgan Stanley ABD hisse senetleri için uzun vadeli olumlu görünümünü sürdürüyor. Şirketler karlarındaki büyüme ve genel ekonomik aktivitenin güçlenmesi nedeniyle S&P 500 için hedefi 2026 yıl sonu itibarıyla 8.000’e yükseldi. Ancak analistler, mevcut yükseliş trendinin şirket kazançlarındaki artışa mı yoksa borçluluk/borç maliyeti gibi etkenlere mi bağlı olduğunu tartışıyor. Artan faizler ise kısa vadede endekslerin zirvelerden geri çekilmesine yol açabilir.
Faiz ve enflasyon arasındaki korelasyona dair analizler, yatırımcılar için negatif bir bağın hala güçlü olduğunu gösteriyor. Fed politikaları ile jeopolitik riskler ise piyasalarda kilit rol oynamaya devam ediyor. Thornburg Investment sabit getirili menkul kıymetler direktörü Christian Hoffmann, ABD 30 yıllık getirinin %5’i aşmasının kısa vadede temkinli duruşu desteklediğini belirtti. Morgan Stanley’nin analistleri, faiz sıçramasının çoğunlukla petrol fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandığına işaret ederken, İran’daki çatışmanın kalıcı bir çözüme kavuşmasının önemli bir belirleyici olacağını kaydetti. Macquarie Group küresel döviz ve faiz stratejisti Thierry Wizman ise Fed’in şahin tutumunu sürdürerek getirileri istikrara kavuşturabileceğini öne sürüyor.





































































































