• YARIM ALTIN
    20.592,00
    % -1,41
  • AMERIKAN DOLARI
    46,4475
    % -0,02
  • € EURO
    53,2789
    % 0,10
  • £ POUND
    61,4948
    % 0,29
  • ¥ YUAN
    6,8407
    % -0,19
  • РУБ RUBLE
    0,6363
    % 0,02
  • BITCOIN/TL
    2907661,652
    % -2,00
  • BIST 100
    14.702,09
    % -0,84

Hürmüz Krizi Sonrası Enerji Yolu: Birol’un Değerlendirmesi ve Türkiye’nin Stratejisi

Hürmüz Krizi Sonrası Enerji Yolu: Birol’un Değerlendirmesi ve Türkiye’nin Stratejisi

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, küresel enerji ticaretinde Hürmüz Boğazı’nın güvenilirliğinin derin şekilde sarsıldığını ifade etti. “Bir anlaşma olsa bile artık güvenilirliği yitti,” sözleriyle durumun kalıcı bir şekilde değiştiğini vurguladı. Birol, AA’ya verdiği söyleşide son dört yılda enerji dünyasında meydana gelen köklü dönüşümlere değindi. Rusya’dan Avrupa’ya uzanan boru hatları ile Hürmüz üzerinden Asya’ya yönelen akışların iki ana damar oluşturduğunu hatırlatarak, şu an bu iki damarında kapalı olduğunu belirtti.

Krizin yarattığı şok dalgasına dikkati çeken Birol, ülke merkezli ticarete olan güvenin yükseldiğini ve enerji arzını çeşitlendirmek için yerli üretimin artırılmasının önem kazandığını ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte avantajlı konumda olduğuna işaret eden Birol, coğrafi konumunun bölgesel ilişkilerde tuketim ve inşaa süreçlerinde Türkiye’nin rolünü güçlendirebileceğini söyledi. “Orta Doğu’daki gelişmeler sonrası birçok ülke yeniden inşaa süreçlerinde Türkiye ile işbirliği yapabilir,” dedi.

Birol, bölgesel enerji ticaretindeki Türkiye’nin rolünün gelecekte daha belirginleşebileceğini vurgularken, şu an için pek çok projenin görüşme aşamasında olduğunu belirtti. Önümüzdeki 60 gün içindeki müzakerelerin sonuçlarının belirleyici olacağını da sözlerine ekledi.

Hürmüz Boğazı krizinde en kötünün geride kalıp kalmadığı sorulduğunda Birol, barış adına atılan adımların olumlu olduğunu ancak bu adımların kalıcı olması gerektiğini söyledi. “Bir anlaşma olsa bile boğaz güvenilirliğini yeniden kazanması mümkün değil,” diye ekledi ve “Vazo kırıldı; bir daha aynı hallere dönmesi çok zor.” ifadesini yineledi.

İran ve Suudi Arabistan açısından bakıldığında, bölge ülkelerinin enerji ticaretinde alternatif rotalara yöneldiğini söyleyen Birol, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın bu süreçte yeni boru hatları inşa ederek Hürmüz’e bağlılığı azaltmayı hedeflediğini belirtti. 2027 yılı sonunda BAE’nin bağımlılığını en aza indireceği ve bu bölgeyi baypas eden hatlarının önemli ölçüde devreye gireceği öngörüsünü paylaştı.

Hürmüz’ün çözümünün arz fazlasına yol açabileceği konusuna değinen Birol, anlaşmanın olmaması halinde petrol fiyatlarında dalgalanma olabileceğini ve mevcut seviyelerin bir süre daha etkili olacağını dile getirdi. Türkiye’nin enerji ihtiyacının cari açık açısından bu dönemde kritik olduğu vurgusunu yaparak, Hürmüz Boğazı açılırsa gelecek yıl arz fazlasının oluşabileceğini ve fiyatların makul seviyelere ineceğini söyledi.

Petrol endüstrisinde normalleşmenin zaman alacağını ifade eden Birol, bileşenlerin ciddi onarım ve yeniden yapılanma gerektirdiğini belirtti. Birçok tesiste süreçlerin birkaç ay içinde yeniden işler hale gelebileceğini, ancak tam kapasiteye dönüşün zaman alacağını kaydetti. LNG piyasasında Katar başta olmak üzere ihracatta toparlanmanın hızlı olacağını öngören Birol, Amerika ve Kanada’daki LNG akışlarının da bu piyasaların petrol dışı hareketlerini güçlendirdiğini vurguladı.

COP31’e doğru Birol, Antalya’da düzenlenecek COP31 için Türk liderliğinin ve ev sahipliğinin önemine değindi. Türkiye’nin bu platformda savaşlar ve insani krizler bağlamında sesini güçlendirmeyi hedeflediğini söyleyen Birol, COP31 başkanı ve Çevre Bakanı ile yakın temas halinde olduklarını belirtti. Küresel hedefler arasında elektrifikasyonun artırılması, sıfır atık ve Afrika’nın temiz enerjiye geçişinin öncelikli olduğunu ifade etti ve Antalya için sunulacak vizyonun geniş uluslararası desteğe ulaşmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.