ABD/İsrail-İran geriliminin tetiklediği dönemde Hürmüz Boğazı üzerinden günlük gemi trafiği önemli ölçüde dalgalanmıştır. Savaşın başlangıç günü olan 28 Şubat’ta geçişler önceki normale göre belirgin bir düşüş yaşayarak 78 gemiye indi; bu, savaştan önceki günlük ortalamanın yaklaşık %10’una karşılık gelmekteydi. Bu daralma, çatışmanın başlangıç döneminde küresel enerji taşımacılığının kritik aksında yaşanan baskıyı göstermektedir.
Mutabakatın taraflarca 14 maddelik bir taslakla uzlaşılması ve 18 Haziran’da yürürlüğe girmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi akışında kayda değer bir toparlanmanın işaretlerini ortaya koydu. 24 Haziran itibarıyla günlük trafik, 70 gemiye ulaşarak savaş öncesi seviyeyi aşan bir hareketlilik kaydetti. Bu artış, özellikle günlük gemi geçişlerinde %100’ün üzerinde bir büyümeye işaret etmektedir.
Geri planda, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak ve İran limanlarından hareket eden süper tankerler, en az 11 milyon varil ham petrol taşımacılığı yaparak boğazdan geçen ana oyuncular arasında yer aldı. Bu dönemde, Yunan bayraklı Prudent Warrior adlı tanker yaklaşık bir milyon varil ham petrolü Yunanistan’a yönlendirmek üzere harekete geçti. Savaş başlangıcından itibaren, boğazdan geçen çoğu geminin Asya ve bazı Afrika ülkelerine yönelmesi, stratejik yeniden yapılanmanın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Ek olarak, Birleşik Arap Emirlikleri’nden yükselen yüklerle iki petrol tankeri; Kuveyt’ten tamamen temiz petrol ürünü taşıyan bir diğer gemi de aynı gün boğazdan geçiş yaptı. Bu kapsamdaki geçişler arasında kuru yük, LPG, tahıl ve gübre taşıyan gemiler de yer almaktadır. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük olarak yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü olmak üzere toplam yaklaşık 20 milyon varil seviyesinde sevkiyat gerçekleşmekteydi.



































































































