• YARIM ALTIN
    19.984,00
    % 0,07
  • AMERIKAN DOLARI
    46,6307
    % 0,12
  • € EURO
    53,2184
    % 0,28
  • £ POUND
    61,7078
    % 0,19
  • ¥ YUAN
    6,8549
    % 0,09
  • РУБ RUBLE
    0,6011
    % -2,00
  • BITCOIN/TL
    2760912,511
    % -3,03
  • BIST 100
    14.287,37
    % 0,19

Gazprom ve Çin: Çin’in Rus gazına olan talebi ve Arktik potansiyelinin güncel etkileri

Gazprom ve Çin: Çin’in Rus gazına olan talebi ve Arktik potansiyelinin güncel etkileri

Çin ile Rus gazı ticaretinde yeni olanakları değerlendirdiğimizi belirten Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Çinli ortakların doğal gaz taleplerinde güçlenen bir çeşitlilik ve derinleşen işbirliğini işaret etti. Şirketin yıllık genel kurul toplantısında, mevcut ve gelecekteki projeler hakkında bilgi paylaşırken bu ilişkinin büyümeye devam ettiğini vurguladı.

Çin’in Rus gazına olan ilgi tinmiş değil; ilginin sürmesi ve enerji arzındaki istikrar arayışı ile doğal gaz ihracatında yeni yolların görüşüldüğünü kaydetti. Miller, Çin’in bu alanda en güvenilir ortaklardan biri olarak konumunu güçlendirdiğini söyledi.

Çin için geçen yıl yaklaşık 38,8 milyar metreküp gaz sevkıyatı gerçekleştiğini belirten Miller, bu miktarın başlanan hedefin üzerinde olduğunu ifade etti. Barışık bir artışla Sibirya’nın Gücü boru hattı üzerinden yapılan sevkiyatın önceki yıla göre %25 artış gösterdiğini sözlerine ekledi.

Rusya’nın Arktik bölgesindeki enerji potansiyeline değinen Miller, bu bölgede gaz kaynaklarının yaklaşık 100 trilyon metreküp civarında hesaplandığını belirtti. Arama çalışmaları bu bölgeye odaklı şekilde arttırılırken Ledovoye (Barents Denizi) ve Leningradskoye (Kara Denizi) sahalarında keşfedilen gaz miktarının yükseldiği bildirildi.

Küresel doğal gaz talebine dair öngörüleri paylaşan Miller, dünya çapında tüketimin 2025 yılında yaklaşık 4,3 trilyon metreküp ile rekor kıracağını ve bu seviyenin 2050’ye kadar %30’un üzerinde büyüyebileceğini öngördüklerini ifade etti. Gazprom’un küresel konumunun güçlenmesi, özellikle Asya pazarlarına odaklanan stratejik yaklaşımın bir sonucudur.