• YARIM ALTIN
    22.264,00
    % -0,47
  • AMERIKAN DOLARI
    45,4033
    % 0,09
  • € EURO
    53,3699
    % -0,19
  • £ POUND
    61,5500
    % -0,36
  • ¥ YUAN
    6,6860
    % 0,10
  • РУБ RUBLE
    0,6152
    % -0,20
  • BITCOIN/TL
    3666629,472
    % -1,29
  • BIST 100
    14.779,93
    % -2,34

AB ve Türkiye Üzerine Stratejik Bir Perspektif: DEİK’in Görüşleri ve Güncel Değerlendirmeler

AB ve Türkiye Üzerine Stratejik Bir Perspektif: DEİK’in Görüşleri ve Güncel Değerlendirmeler

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseylileri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi de kapsayan açıklamalarını ve AB ile olan bağları yeniden eleştirel bir gözle değerlendirdi. Yalçındağ, AB’nin köklü vizyonunun, farklılığı tehdit olarak görmek yerine ortak akıl ve karşılıklı çıkar üretmek için bir temel olduğuna vurgu yaptı. Avrupa Birliği’nin kuruluş amacı olan ekonomik entegrasyonla barışı kalıcı kılma ve kıtada köprüler kurmanın, küresel bir aktör olmanın yolunu açtığını ifade etti. Türkiye’nin bu bağlamda AB’nin aday, NATO müttefiği ve Avrupa’nın parçası olarak değerlendirilmesinin, jeopolitiğin saptırıcı kategorilerinden çok daha gerçekçi olduğunu savundu. “Kullanılan dil taktiksel hesaplara dayanıyor” diye özetlenen eleştiriyle, Türkiye’nin güvenlik, enerji ve göç konularında Avrupa için vazgeçilmez bir ortak olduğunu belirtti. Bu bağlamda, taktiksel sınıflandırmaların uzun vadede Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatabileceği endişesini paylaştı.

Yalçındağ, DEİK olarak AB ile Türkiye arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi için sürdürdükleri özel sektör girişimini hatırlatarak, AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen’in söylemleriyle uyumlu bir şekilde enerjide, tedarik zincirlerinde ve güvenlik konularında daha bağımsız bir aktör olmanın mümkün olduğuna işaret etti. Oybirliği ilkesinin karar alma süreçlerinde yarattığı tıkanıklıklar nedeniyle, nitelikli çoğunluk oylamasına geçiş ve daha esnek entegrasyon modellerinin olması gerektiğini belirtti; fakat bunların da yine mevcut üye devletlerinin onayına bağlı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin konumunu Avrupa iç politikalarından bağımsız değerlendirmek gerektiğini söyleyerek, 21. yüzyılda Avrupa’nın küresel çıkarları açısından buna bakmanın daha faydalı olduğuna dikkat çekti.

Yalçındağ, AB- Türkiye ilişkilerinin güvenlik ve savunma alanlarındaki yakınlaşma, ekonomik bütünleşme ve yapay zekâ çağının hızlı dönüşümünü kapsayan konularla daha derin bir uyum içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporörü Nacho Sánchez Amor’un, Von der Leyen’in açıklamalarını “jeopolitik açıdan hatalı bir analiz” olarak nitelendirmesiyle başlayan tartışmalara da değinen Yalçındağ, bu yaklaşımın Türkiye ile güvenlik iş birliğinde bir tutarsızlık içerdiğini gösterdiğini dile getirdi. “Stratejik bir paydaş olarak konumlandırmak daha gerçekçi” şeklindeki benzer değerlendirmeler, Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos’un da Türkiye’nin sadece aday ülke değil, stratejik bir ortak olduğuna vurgu yapmasıyla desteklendi. Türkiye’nin Avrupa ile Karadeniz güvenliği, Ukrayna bağlamında kritik rolü ve ticaret ortaklığı açısından Avrupalı taraf için taşıdığı önem, bu çerçevede bir kez daha vurgulandı.

Moon Güvenlik Konferansı ve COP 31 gibi küresel arenadaki önemli platformlarda Türkiye’nin bulunduğu konum, DEİK için Avrupa’nın güvenlik mimarisi ve iklim politikaları açısından birlikte hareket etmenin daha faydalı olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin küresel gündemde yer alması, iklim krizine karşı ortak çözümler üretme kapasitesinin güçlenmesi açısından da kritik. Bu çerçevede, Türkiye’yi küresel sistemde farklı kategorilere hapsetmeden, Avrupa’nın geleceğini birlikte inşa eden bir paydaş olarak konumlandırmanın hem daha gerçekçi hem de daha yapıcı bir yaklaşım olduğu ifade edildi. Yeni dünya düzeninde AB’nin bağımsız ve güçlü bir aktör olarak yoluna devam etmesi için Türkiye ile olan stratejik iş birliğini kuvvetlendirmesi gerektiğine dair inanç paylaşıldı.