• YARIM ALTIN
    20.219,00
    % 1,25
  • AMERIKAN DOLARI
    46,6600
    % 0,12
  • € EURO
    53,1528
    % 0,09
  • £ POUND
    62,0951
    % -0,01
  • ¥ YUAN
    6,8590
    % 0,07
  • РУБ RUBLE
    0,5905
    % -3,78
  • BITCOIN/TL
    2803299,730
    % 1,08
  • BIST 100
    14.274,02
    % 0,10

Türkiye’de Tarımda Güncel İstihdam ve Genç Kadın Çiftçi Sorunları: Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Önerileri

Türkiye’de Tarımda Güncel İstihdam ve Genç Kadın Çiftçi Sorunları: Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Önerileri

Tarımın Türkiye’deki tarihsel önemi, sadece bereketli topraklar ve yıllara yayılan üretimle sınırlı kalmaz; aynı zamanda günümüzde de bu üretimin sürekliliğini etkileyen dinamiklerle gündeme geliyor. Kadim tarım havzalarının güncel verimliliklerini koruması, su ve toprak gibi doğal kaynaklarının dikkatli kullanımıyla mümkün oluyor. Küresel ölçekte bakıldığında tarımsal arazilerin azalması, Türkiye gibi tarımsal üretimin uzun geçmişe dayandığı ülkelerde de karşılaşılan ortak bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Toprak işleme hatalarının ve kaynakların aşırı tüketiminin, tarım arazilerinin verimini düşürdüğü ve gelecek kuşaklar için potansiyeli azalttığı unutulmamalı.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, çiftçilerin toplumdaki değerini hatırlatmak için önemli bir fırsat sunuyor. Tarımda istihdam edilen nüfus 2025 yılında geriledi ifadesiyle başlayan veriler, genç nüfusun tarım işlerinde yer almadaki düşüşünü gösteriyor. Çiftçi kavramı, sadece tarlada toprak ekenleri değil, aynı zamanda traktör ve çeşitli tarım makinelerini kullanan teknik iş gücünü de kapsıyor; teknoloji çağında tarım alanında nitelikli iş gücü talebi artıyor. Buna rağmen Türkiye’de tarım sektöründe gençleşme ve kadın katılımı konularında ciddi zorluklar bulunuyor.

2025 yılında tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının 4,56 milyon olmasıyla önceki yıla kıyasla gerilediği görülüyor. 2024’te ise bu rakam 4,82 milyon olarak kayıtlara geçmişti. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verileri incelendiğinde, kayıtlı çiftçi sayısının yaklaşık 2,36 milyon olduğu belirtiliyor ve toplam çiftçi sayısının 3,5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu demografik gerileme, tarım arazilerinin toplam işlenme alanında da belirgin bir düşüşe karşılık geliyor; 1988’de 27,8 milyon hektar olan toplam alan, 2025’e geldiğinde 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda.

Bununla birlikte gençlerin tarıma katılımı düşük ve kadın çiftçiler dezavantajlı konumda kalmaya devam ediyor. Sıcak ve zorlu çalışma koşulları, güneş altında çalışma riskleri ve iş kazaları, tarımın temel zorlukları arasında yer alıyor. Yüksek girdi maliyetleri, düşük gelir beklentisi ve tarım alanlarının parçalanması, gençleri ve kadınları sektörden uzaklaştıran etmenler olarak öne çıkıyor. Çalışma hayatında ise daha makul bir gelir, güvence ve şehir yaşamının cazibesi gibi unsurlar gençler için belirleyici oluyor. Kadın çiftçiler ise çoğunlukla aile işletmeleri içinde ücretsiz emekçi olarak çalışıyor; üretici kimlikleri yeterince görünür kılınmıyor ve mesleki gelişim olanakları sınırlı kalıyor.

Bu zorlukları aşmak için tarımsal arazileri edinmeyi kolaylaştıran politikalar, gençler ve kadınlar için düşük faizli kredi ve hibe destekleri, finansal kaynaklara erişimi artırmayı hedeflemelidir. Ayrıca tarımsal girişimcilik ve teknolojinin kullanımı konusunda yapılacak mentorluk programları ile eğitimler, gençleri ve kadınları sektöre daha aktif katılmaya teşvik edebilir. Böyle bir dönüşüm, sürdürülebilir tarımı ve kırsal yaşamın devamını güçlendirecek adımların başında geliyor.