Uluslararası gelişmelerin jet yakıtı arzında yarattığı baskı, Körfez’deki gerilimlerin Avrupa’nın tedarik bağımlılığını yeniden şekillendirmesiyle birleşiyor. Hürmüz Boğazı üzerinden sağlanan önemli bir akışın aksaması, Avrupa’nın yaklaşık yarısının jet yakıtı ihtiyacını karşılayan merkezi bir bölgeyi etkiledi ve maliyetleri yükseltti. Bu durum, bazı Avrupa ülkelerinin operasyonel planlarında risk uyarılarına ve yaz sezonu uçuşlarında kısıtlamalara yol açtı.
ABD’nin küresel petrol ürünleri üretimindeki konumu, tüketici fiyatlarına olan bağımlılığı azaltma yönünde bir avantaj sunuyor. Uzmanlar, ABD’nin güçlü net rafine ürün üretimi kapasitesinin, ithalata bağlı baskıları kısmen hafiflettiğini belirtiyor. Ülkenin kendi iç tüketim ve üretim dengesi sayesinde, havayolu şirketlerinin maliyet baskılarından daha az etkilenmesi bekleniyor; bu da bazı piyasalarda alternatif tedarikçi olarak ABD’nin öne çıkmasına zemin hazırlıyor.
Uzman görüşleri, yüksek fiyat seviyelerinin sürmesini bekliyor. Uzun vadede arz akışlarının iyileşmesi birkaç ayı bulabilir; ancak Basra Körfezi’nde güvenlik endişeleri ve altyapı hasarlarının onarımı sürecinin yavaş ilerlemesi nedeniyle piyasalarda belirsizlik devam ediyor. Bu durum, yakın vadede bilejet yakıtı stoklarının daralmasıyla birleşince fiyatlarda dalgalanmayı sürdürebilir.
ABD’nin avantajı konusunda Sparta’nın analistlerinden James Noel-Beswick, Orta Doğu kaynaklı risklerin artması halinde Avrupa’ya kıyasla ABD’nin daha dayanıklı olduğunu vurguluyor. Ülkenin küresel ölçekte en büyük net rafine ürün üreticilerinden biri olması, havayolu şirketlerinin ithalat kaynaklı fiyat baskısından daha az etkilenmesini sağlıyor. Ayrıca, Avrupa’da yükselen maliyetler ABD’li enerji şirketlerinin bölgeye satış yapma imkanlarını artırabilir.
Jet yakıtı fiyatlarının uzun süre yüksek kalabileceği öngörüsü ve güvenlik endişelerinin sürdüğü bir ortamda, arz akışlarının normalleşmesinin haftalar değil aylar alacağı belirtiliyor. Bu uzun süreç, bazı yolcular için seyahatin daha maliyetli ve sınırlı hale gelebileceğini ifade ediyor. Analistler, Avrupa’da üretim yetersizliğinin kısa vadede belirgin bir rahatlama göstermeyebileceğini, bunun da piyasalarda volatiliteyi koruyacağını belirtiyor.





































































































