İMO Gaziantep Şubesi Başkanı Burkay Güçyetmez, deprem yıldönümünde önemli uyarılar yaparak kentte deprem direncinin artırılması için zaman kaybetmeden adımlar atılması gerektiğini belirtti. Mevcut yapı stokunun belirli aralıklarla denetlenmesi ve her binaya deprem sertifikasının verilmesi gerektiğini vurguladı. 11 ili etkileyen 6 Şubat depreminde yaşanan kayıplar ve hasar rakamlarıyla ilgili olarak, bu felaketlerin anma günleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Rant odaklı imar tadilatlarına karşı net bir duruş sergileniyor Basın toplantısında teknik sunumlar eşliğinde eleştirilerini dile getiren Güçyetmez, tarım arazilerinin imara açılması ve rant odaklı tadilatların sürdürülmesini eleştirdi. İMO’nun bu yönde yapılan uygulamaların yargı yoluyla önüne geçmeye çalıştığını belirtti ve sürecin şeffaf bir şekilde denetlenmesini istedi.
Depreme hazırlık için yol haritası İMO Gaziantep Şubesi olarak kentte deprem direncini güçlendirmek amacıyla yürütülen çalışmaların altını çizen Güçyetmez, tüm kurum ve kuruluşların kararlı iş birliğiyle bu çabaların desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Üç yıl geçmesine rağmen deprem hazırlığının yetersiz olduğunun altını çizerek, mevcut niyetli çalışmaların yetersiz kaldığını ve depremlerin felaketleşmesini engellemek için daha kapsamlı çabaların gerekli olduğunu vurguladı.
İmar affı ve deprem riskiyle ilgili dikkate değer değerlendirme Türkiye’nin deprem ülkesi olduğundan hareketle, geçmiş yıllarda çıkarılan imar affı yasalarının mevzuata aykırı değişiklikleri meşrulaştırdığı ve kaçak yapıların yasallaştırılmasına yol açtığı eleştirisini sürdürdü. 2000 öncesi binaların yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çekerek, yeni yasaların ve denetim eksikliğinin, kentlerin sosyal ve ekonomik dokusunu olumsuz etkilediğini belirtti. Depremlerin ardından insani ve altyapı sorunlarının çözüme kavuşturulması için uzun soluklu ve çok yönlü bir yeniden inşa sürecinin gerekliliğini vurguladı.
Güçyetmez, Depremin üçüncü yılında bile kayıpların acısının sürdüğünü belirterek, afetlere karşı bilimsel ve mühendislik temelli politikaların hayata geçirilmesinin şart olduğunu söyledi. Rant odaklı kentsel dönüşüm yerine kamu yararını ön planda tutan, denetimli ve planlı bir yaklaşımın benimsendiği bir süreç gerektiğini ifade etti. Yapı üretiminin tüm aşamalarında mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde sağlanması amacıyla gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve uygulanmasının önemine değindi.





































































































