• YARIM ALTIN
    24.208,00
    % -0,12
  • AMERIKAN DOLARI
    44,0027
    % 0,09
  • € EURO
    51,2312
    % -0,01
  • £ POUND
    58,9323
    % 0,11
  • ¥ YUAN
    6,3766
    % -0,03
  • РУБ RUBLE
    0,5592
    % -1,05
  • BITCOIN/TL
    3201326,733
    % 2,38
  • BIST 100
    13.084,77
    % 1,09

Yunanistan Konut Piyasasında Boşluklar ve Kiracılık Eğilimleri: AB Kıyaslaması

Yunanistan Konut Piyasasında Boşluklar ve Kiracılık Eğilimleri: AB Kıyaslaması

Eurostat verilerine göre Yunanistan’da konut sahipliği oranı son dönemde yaklaşık %69,7 düzeyine geriledi. Bu rakam, Avrupa Birliği ortalamasına yakın bir konuma işaret eder; AB ortalaması ise yaklaşık %68 olarak belirtiliyor. 2009 itibarıyla başlayan ve yaklaşık on yıl süren ekonomik krizden önce, hanelerin çoğunluğu kendi evlerinde oturuyordu. Bugün ise nüfusun yaklaşık %30,3’ü kiracı konumunda yer alıyor.

Konut piyasasında dikkat çeken veriler Vergi kayıtlarına göre ülkede toplam konut sayısı 7,3 milyon olarak belirtilirken, 2021 nüfus sayımında yalnızca 6,6 milyon konut kaydı bulunuyor. Piyasa üzerinde etkili olan bir başka unsur da arz yönündeki eksiklik: Bankalar ve kredi yönetimi firmaları tarafından devralınan binlerce konut hâlâ piyasaya sürülmedi ve bazıları resmi kayıtlara emlak vergisi muafiyeti nedeniyle yansımıyor. Yangın ve sel gibi doğal afetlerden etkilenen bazı konutlar da vergi kaydı dışında kalabiliyor.

Boş konutlar dikkat çekiyor Nüfus sayımı verileri, ülkedeki boş konutların da kayda değer bir seviyede olduğunu gösteriyor. 6,6 milyon konutun yaklaşık 2,2 milyonundan fazlası boş durumda ve bu konutların büyük bölümünün 1960–1980 dönemlerinde inşa edildiği belirtiliyor.

Avrupa’da kiracılık oranları AB genelinde kiracılık bazı güçlü ekonomilere sahip ülkelerde daha yaygın görünüyor. Almanya’da nüfusun yaklaşık %53’ü, Avusturya’da %46’sı ve Danimarka’da %39’u kira üzerinden konutlarda yaşıyor. Doğu Avrupa’da ise konut sahipliği oranları yüksek; Romanya’da %94, Slovakya’da %93 ve Macaristan’da %92 gibi rakamlar dikkat çekiyor. Bu farkların temel nedeni olarak 1990’larda gerçekleştirilen geniş çaplı konut özelleştirmeleri gösteriliyor.