Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Yardımcısı Sevilay Çoban ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar’ın değerlendirmeleri, sigorta sektörünün 2026’ya odaklanan yönetişim ve verimlilik arayışını öne çıkarıyor. Volatiliteyi azaltan ve sermaye verimliliğini yükselten bir finansal yönetim yaklaşımını merkeze alıyoruz; büyüme ise nicelikten çok nitelikle güçlendirilecek.
Reasürans kapasitesi mevcut olsa da seçicilik artıyor. Piyasa artık ucuzluk üzerinden değil, dengeli risk-getiri gözetimi üzerinden şekilleniyor. Bu bağlamda stratejiler, gerçek risk ve fiyatlama için veri kullanımı ile güçlendiriliyor.
2026 için ana gündemler ise büyümeyi sadece prim artışına bağlamadan, risk transfer kapasitesi, teknik disiplin ve finansal dayanıklılık odaklı bir mimariyle güçlendirmek olacak. Şirketler, sermaye gücünü, reasürans yönetimini ve dijitalleşmeyi entegre eden, veriyi doğru risk ve doğru fiyat için kullanan yapıların öne çıkacağını öngörüyor.
Büyümeyi yönlendiren ana eksenler şu üç başlık altında toplanıyor: Birincisi, önleyici sigortacılık ve afet güvenliği. Bina tamamlama sigortası dahil, proje yaşam döngüsünü izleyen çözümler, risk yönetimini poliçe öncesine taşıyarak stratejik büyümeyi destekliyor. İkincisi, finansal güvence ve veri odaklı branşlar. Finansal sigortalar merkezli kalınarak, risk seçimi, fiyatlama disiplini ve hasar yönetimiyle teknik dengeyi güçlendiren portföy yönetimi öne çıkıyor. Üçüncü olarak, rekabetin yüksek olduğu branşlarda kontrollü büyüme hedefleniyor: segment bazlı risk seçimi, sağlam reasürans kurgusu ve dijital otomasyonla desteklenen verimlilik üzerine odaklanıyoruz.
Sürdürülebilir kârlılık için atılacak adımlar büyümenin kalitesini artırmaya odaklanır. Hasar tarafında uçtan uca kontrol, sahte hasar mücadeleleri, tedariğin ve onarım ağlarının optimizasyonu ile analitik karar destek sistemleri kârlılığı artıracak. Reasürans mimarisini ve risk mühendisliğini ürün tasarımının erken aşamalarına taşımak, afet ve iklim risklerinde volatiliteyi azaltmayı hedefliyor.
Hasar–prim dengesi ve teknik kârlılık açısından 2025 yılına baktığımızda, artan hasar şiddetinin fiyatlama ve hasar yönetimine yansıması belirleyici olacak. Teknik kârlılık artık yalnızca fiyat seviyesine bağlı değil; risk seçimi ve operasyonel disiplinle de şekillenecek. Oto branşlarında maliyet baskısı devam ederken, büyümeyi teknik sonuçla birlikte yönetmek temel öncelik olmaya devam ediyor.
Reasürans piyasasına ilişkin beklentiler ise şartlar ve disiplinin fiyat kadar önemli olduğu bir döneme işaret ediyor. Kapasite mevcut ancak daha selektif bir yaklaşım benimseniyor. Basel-Baden görüşmeleri sonrasında piyasa artık ucuzluk yerine dengeyi hedefliyor; riskin karşılığını veren fiyatlar öne çıkıyor. Yüksek veri kalitesi ve şeffaf risk yönetimiyle teknik istikrar sağlayan şirketler avantaj elde ediyor.
Dağıtım kanallarında dengeli bir ekosistem için yaklaşımımız, acente- dijital ikilemi üzerinden bir yapı kurmak yerine dijitali acentenin güçlendirici bir aracı olarak görmek. Üretimin yaklaşık %86’sı acente ve brokerler üzerinden gerçekleşiyor; sektör genelinde prim üretiminin ~%70’i aracılarla yapılıyor. 2025–2026 hedefimiz, acenteyi dijital araçlarla güçlendiren ve alternatif kanallarla uyum içinde çalışacak dengeli bir dağıtım ekosistemi kurmak.
Regülasyonların sektöre etkisi konusunda, güveni artıran ve yatırım iştahını yükselten bir çerçeve öne çıkıyor. Afet güvenliği ve bina tamamlama sigortası gibi başlıklar, sigorta sektörüyle sınırlı kalmayıp ekonominin uzun vadeli dayanıklılığı için kritik öneme sahip. Uygulama, veri altyapısı ve denetimle bütüncül bir yapıya kavuştuğunda regülasyonlar değer katan bir kaldıraç haline geliyor.





































































































