• YARIM ALTIN
    21.036,00
    % -0,42
  • AMERIKAN DOLARI
    43,1966
    % 0,05
  • € EURO
    50,3825
    % 0,15
  • £ POUND
    58,2088
    % 0,29
  • ¥ YUAN
    6,1972
    % 0,04
  • РУБ RUBLE
    0,5507
    % 0,08
  • BITCOIN/TL
    4168657,446
    % 1,72
  • BIST 100
    12.361,85
    % -0,07

Gayrimenkul Sektörü 2025 Sonuçları ve 2026 için Yol Haritası: Finansman ve Arsa Maliyeti Dengeyi Nasıl Şekillendirecek?

Gayrimenkul Sektörü 2025 Sonuçları ve 2026 için Yol Haritası: Finansman ve Arsa Maliyeti Dengeyi Nasıl Şekillendirecek?

Gayrimenkul sektörü, maliyetlerin yükselmesi, arzın kısıtlılığı ve finansmana erişimin zorlaşmasına rağmen 2025 yılında konut satışlarında dikkat çekici bir performans sergiledi. Geçen yılın ilk 11 ayında yaklaşık 1,43 milyon konut satışı kaydedildi. Faiz indirimi beklentisinin 2026’da da sürmesi, enflasyonun altında kalan reel artış ve fiyat baskısının etkisiyle tüketici talebini destekledi. Özellikle ikinci el piyasasında, ev sahipliği talebinin banka mevduatından konuta yönelmesiyle hareketlilik görüldü. Ancak bu dinamizm, konut sahipliğini %56,1’den %57,1’e yükseltse de 10 yıl öncesinin gerisinde kaldı. 2015 itibarıyla ise ev sahipliği %60,4, kiracılık %23,3 düzeyindeydi; mevcut tablo ise bu hedefin hala uzağında olduğunu gösteriyor.

Çift haneli enflasyon ortamı, yeni konut arzını baskılayan maliyetler ve yüksek finansman maliyetleri konut sahipliğini zorlayan başlıca zorluklar olarak öne çıkıyor. Maliyetler hâlen yüksek seviyede Bu yıl konut kredisi yıllık ortalama faizinin yaklaşık %36,38 olduğu, aylık finansman yükünün ise %2,64’ten başlayıp %4’ü aştığı görülüyor. Bu durum, krediye erişimi daha da pahalılaştırıyor. İstanbul’da metrekare başına inşaat maliyeti yaklaşık 50 bin liraya yaklaşıyor; 100 metrekarelik bir konutun yalnızca inşaat maliyeti 5 milyon lirayı buluyor. Arsa, işçilik ve kar gibi diğer giderlerin eklenmesiyle toplam maliyetler artıyor. Ayrıca kamunun 500 bin sosyal konut hedefi karşısında başvuruların 5 milyondan fazla olması, konut ihtiyacının derinliğini ortaya koyuyor. Sektör temsilcileri, 2026’da faizlerin düşmesini ve orta gelir grubunun konuta erişimini kolaylaştıracak yeni finansman modellerinin geliştirilmesini bekliyor.

“Fiyatta arsa belirleyici” KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, 2025’i talebin güçlü kaldığı ve finansman ile maliyet tarafında atılacak adımların sektöre yeni bir ivme kazandıracağını gördükleri bir yıl olarak değerlendiriyor. 2026 için önceliklerini; arsa üretiminin planlı kurgulanması ve arsa maliyetlerinin makul seviyelere çekilmesi olarak özetliyor. Ayrıca konut fiyatlarını etkileyen en önemli unsur olan arsa maliyetinin kamu tarafından uygun maliyetli arsaların özel sektörle buluşturulmasıyla düşebileceğini vurguluyor. Kredili satışların sağlıklı seviyelere çıkması için kredi kısıtlarının gevşetilmesi ve özellikle orta gelir grubuna yönelik uzun vadeli modellerin geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Önümüzdeki beş yılda konut talebinin güçlü kalacağı öngörüsünü paylaşıyor.

“Sürdürülebilir projeler öne çıkacak” Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı ise 2025’te konut satışlarındaki artış, kredili alımlardaki toparlanma ve kentsel dönüşümün hızlanmasının 2026 için temkinli ama umut verici bir tablo oluşturduğunu söylüyor. Faizlerin kademeli düşüşüyle orta gelir grubunun talebinin güçleneceğini, lüks segmentte ise likidite artırıcı gelişmelerle yatırım iştahının yeniden canlanacağını öngörüyor. 2026’nın makroekonomik istikrar, enflasyonun öngörülebilirliği ve kur istikrarı gibi etkenlerin güveni artıracağını belirtiyor. Ayrıca demografik yapı, konut ihtiyacı ve teknolojiyi odak alan yeni yaşam modellerinin talebi destekleyeceğini ifade ediyor.

“Konut talebi doğru okunmalı” İNDER Başkanı Engin Keçeli, 2025’i yoğun ve zaman zaman zorlu bir yıl olarak tanımlıyor. Stokların büyümeye devam ettiğini ve maliyetler ile operasyonel zorlukların sürdüğünü belirtiyor. Arsa maliyetlerinin özellikle büyükşehirlerde projelerin önünü tıkadığını ve ruhsat süreçlerindeki yavaşlıkların üretim süresini uzattığını vurguluyor. 2026’da veri temelli üretim yaklaşımını güçlendirmek istediklerini dile getiriyor. Arzın artırılması ve arsa üretiminin hızlandırılması, finansman modellerinin güçlendirilmesi gereğini vurgulayarak konut ihtiyacının önümüzdeki beş yılda da güçlü kalacağını belirtiyor.

“Ruhsat süreleri uzuyor” AYİDER Başkanı Hakan Şişik ise sektörü lokomotif konumunda nitelendiriyor ve ruhsat süreçlerinde ciddi gecikmeler yaşandığını belirtiyor. Merkezi hükümet ile yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesinin gereğini vurguluyor. Konut kredi faizlerinin %2 bandının altına inmesinin daha sağlıklı bir talebe yol açacağını ifade ediyor. Arsa ve işçilik maliyetlerindeki artışın üretim ve tüketici üzerinde baskı kurduğunu belirtiyor. 2026 hedefleri arasında faiz oranlarının düşmesi ve iklim odaklı, su tasarrufunu öne çıkaran projelerin yaygınlaşması bulunuyor.

“Dengeli ve rasyonel bir piyasa öngörüyoruz” GABORAS CEO’su Ruhi Konak, 2025’i doğru lokasyon, doğru finansman ve doğru kararların öne çıktığı bir yıl olarak görüyor. Dezenflasyon sürecinin devamı ve kademeli finansman normalleşmesinin, özellikle doğru lokasyonlarda kontrollü bir canlanma sağlıyabileceğini belirtiyor. Ani sıçramalar yerine daha dengeli bir piyasa olacağını öngörüyor.

“10 yıllık konut politikası oluşturulmalı” GYODER Başkanı Neşecan Çekici ise 2025’in gayrimenkul için sınırların zorlandığı bir yıl olduğunu ifade ediyor. İlk 11 ay itibarıyla satışların geçen yıla göre %13 artarak yaklaşık 1,4 milyona ulaştığını belirtiyor. TOKİ aracılığıyla İstanbul’da kiralık sosyal konut uygulamalarının hayata geçeceğini, özel sektörün de sürece dahil olmasıyla erişilebilir konutun daha da yaygınlaşacağını öngörüyor. Dönüşüm ve finansman sorunlarının birleşimini ele aldığında, 10 yıllık bir konut politikası gerektiğini söylüyor. Arsa maliyetlerinin toplam maliyetin yaklaşık %50’sini oluşturduğunu belirterek devletin arsaları belirli bir proje dönemi için geliştiricilere tahsis etmesi ve kamu-özel işbirliğiyle maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini ifade ediyor. Orta gelir grubuna yönelik yeni finansman araçlarının sektörde büyüme hızını belirleyeceğini vurguluyor. Genel tablo, daha planlı, daha rafine ve daha sürdürülebilir bir konut üretim dönemine işaret ediyor.