• YARIM ALTIN
    23.659,00
    % 0,00
  • AMERIKAN DOLARI
    44,1974
    % 0,15
  • € EURO
    50,7300
    % -0,41
  • £ POUND
    58,6595
    % -0,68
  • ¥ YUAN
    6,4101
    % -0,05
  • РУБ RUBLE
    0,5510
    % -0,64
  • BITCOIN/TL
    3196891,295
    % 2,77
  • BIST 100
    13.016,01
    % -2,03

Bloomberg Görüşmesindeki Gündem: Türkiye-ABD İlişkileri ve Jeopolitik Dengeler

Bloomberg Görüşmesindeki Gündem: Türkiye-ABD İlişkileri ve Jeopolitik Dengeler

Bloomberg’e yazılı olarak cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki devlet arasındaki ilişkilerin son yıllarda savunma, enerji ve bölgesel gelişmeler ışığında nasıl şekillendiğini özetledi. ABD ile gerilimin başlangıcında Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasıyla yaşanan kırılmaların ardından, Washington ile Ankara arasındaki temaslar daha sabırlı ve ortak çıkarlar ekseninde ilerlemeye başladı. Erdoğan, Beyaz Saray’daki görüşmenin ardından Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi yönündeki umudunu vurguladı ve bedel ödeyerek güvenlik ortaklığını güçlendirme niyetini ifade etti.

İkinci önemli konu, S-400 konusundaki tartışmaların nasıl şekilleneceğidir. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı bu sistemler için iade süreci ve olası çözümler, ABD’nin Türkiye Büyükelçisiyle yapılan görüşmelerde sıkça gündeme getirildi. Erdoğan, yakın zamanda bu konuyu Moskova temasları sırasında Putin’e de aktarmış olup, bu adımın iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin geleceğini belirleyeceğini işaret etti. Ayrıca Türkiye’nin F-16 Blok 70 siparişleri ve maliyet müzakerelerinin devam ettiği kaydedildi; bu alımın, iki müttefik ülke arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak görüldüğü belirtildi.

Halkbank davası ise ikili ilişkilerde uzun süredir süren bir başka odak. 2019 itibarıyla ABD’de İran’a yönelik yaptırımlara uyulmamasıyla suçlanan banka için Erdoğan, davayı Türkiye’nin itibarı üzerinde haksız bir baskı olarak nitelendiriyor ve adil bir sonuca ulaşılması için iki ülke arasındaki yapıcı diyalogların sürmesini umuyor. Erdoğan, süreçte hukuka uygun kararlar ve stratejik ortaklığın ruhuna uygun bir sonuç özenle aranacağını ifade etti.

Amerikan LNG’si konusuna değinildiğinde ise ABD’nin enerji güvenliği çıkarlarıyla Türkiye’nin enerji politikalarının uyumlu hale gelmesi için çalışmalar yinelendi. Erdoğan, ABD menşeli LNG’nin Türkiye’nin enerji portföyünde giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini, petrol ve gaz arz güvenliğinin Türkiye’nin stratejik hedefleriyle örtüştüğünü belirtti. Türkiye’nin mevcut enerji yapılandırmasında Rusya’dan alınan payın uzun vadede küçültülmesi gerektiğine vurgu yapıldı ve bu süreçte dengeli bir yaklaşım benimseneceği ifade edildi.

Bölgesel meseleler kapsamında Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye’nin dengeli bir yol izleme zorunluluğunu daha belirgin hale getirdi. Erdoğan, Türkiye’nin tarafsız bir tutumla hareket ettiğini, gerektiğinde diyalog kapısının açık tutulacağını ve taraflar arasında güvenilir bir köprü rolünü üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bölgede çok aktörlü bir diplomasi yürüterek, özellikle Gazze konusunda ateşkes dahil olmak üzere uluslararası platformlarda etkili bir aktör olarak konumunu güçlendirdiğini belirtti. Şarm el-Şeyh Deklarasyonu çerçevesinde taraf olan ülkelerin süreçteki meşruiyetine vurgu yapıldı ve Türkiye’nin bu çerçevede kilit bir aktör olduğu ifade edildi.