• YARIM ALTIN
    20.965,00
    % -1,66
  • AMERIKAN DOLARI
    46,4510
    % 0,18
  • € EURO
    53,2688
    % -0,43
  • £ POUND
    61,4042
    % -0,71
  • ¥ YUAN
    6,8556
    % 0,17
  • РУБ RUBLE
    0,6352
    % -0,30
  • BITCOIN/TL
    2907380,528
    % -4,76
  • BIST 100
    14.827,35
    % 2,82

Jeopolitik Dönüşüm Zamanında Türkiye İçin Yeni Rekabetçilik Eşiği

Jeopolitik Dönüşüm Zamanında Türkiye İçin Yeni Rekabetçilik Eşiği

Güçlü küresel dinamikler arasında jeopolitik riskler artık ekonomi kararlarının temel unsuru haline geldi. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, sanayi altyapımız, girişimcilik ruhumuz, genç nüfusumuz ve coğrafyamızın bize sunduğu avantajları vurgulayarak, Avrupa entegrasyonuyla desteklenen geniş bir iş yapma kapasitesinin yeni fırsatlar doğuracağını belirtti.

YİK toplantısında konuşan Diren, dünya düzeninin çok katmanlı bir değişimden geçtiğini ifade etti. Bu değişimde, belleklerin ve rekabet kurallarının yeniden şekillendiğini söyleyen Diren, artık yalnızca büyüme rakamlarının değil, dönüşüme hazır olma kapasitesinin de kritik olduğuna işaret etti. Geleceğe hazırlık ve krizlere karşı dayanıklılık, ülkelerin başarısını belirleyen ana etmenler arasında yer alacak.

İş dünyasının önceliği olarak çeviklik ve dayanıklılığı öne çıkaran Diren, geçmiş krizlerden elde edilen deneyimlerin yeni dönemde de yol gösterici olduğunu vurguladı. Küresel salgın ve bölgesel çatışmalardan kaynaklanan sınamaların ardından, üretimden istihdama, ihracattan tedarik zincirine kadar pek çok alanda hızlı uyum becerilerinin, Türkiye için rekabet avantajı sağladığını belirtti. Ancak artık bu çevikliği stratejiyle bütünleştirmek gerektiğini söyledi: Verimlilik, teknolojik dönüşüm ve sürdürülebilirlik ile desteklenen bir büyüme modeli.

Makroekonomik istikrarın, kalıcı dönüşümlerin temel şartı olduğuna dikkat çeken Diren, enflasyonla mücadeleyi toplumsal bir hedef olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Verimlilik artışının gerekliliğini vurgulayarak, sanayi, tarım, enerji, eğitim ve iş gücü piyasasında yapısal dönüşümün önemine değindi. Dezenflasyon hedefinin üretim, ihracat ve sanayi dönüşümünü destekleyen politikalarla tamamlanması gerektiğini belirtti: Kamu desteğinin yön veren rolüyle reel sektörün güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Diren, gelecek on beş yıl içinde hangi sektörleri ve hangi teknolojileri önceliklendireceğimizi birlikte tanımlamamız gerektiğini söyledi. AB ile Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın etkileri, Çin ve Hindistan ile ilişkiler ve küresel değer zincirlerindeki Türkiye’nin konumu gibi konular için net bir çerçeve oluşturmamız gerektiğini belirtti. Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun, siyasi veya teknik engellere takılmadan hayata geçirilmeye başlanması gerektiğini vurguladı; bunun sadece ticari hacmi artırmakla kalmayıp Avrupa ile ekonomik entegrasyonu dönüştürecek kilit bir adım olduğuna dikkat çekti.

Dünya parçalı ve rekabetçi bir yön kazırken, teknolojik dönüşüm hızlanıyor ve iklim krizi üretim modellerini dönüştürüyor. Diren, Türkiye’nin güçlü yanlarını yeniden öne çıkararak, sanayi altyapısı, girişimcilik ruhu, genç nüfus, coğrafi konum ve Avrupa ile entegrasyonun sunduğu avantajları, kalıcı başarıya dönüştürme çağrısı yaptı. Enflasyonla mücadele kararlı şekilde sürdürülmeli, üretim ve ihracat kapasitesi korunmalı; sanayi dönüşümü, beceri dönüşümü ve dijital-yeşil geçiş hızlandırılmalı. AB ile entegrasyon derinleştirilirken küresel ağlar da genişletilmeli.

Toplantıda Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un onur konuğu olarak katıldığı oturumda görüşler paylaşıldı. Ayrıca TÜSİAD-RGE’nin sektörel sonuçlarının ilk kez sunulmasıyla, rekabetçilik dinamiklerinin sektör bazında ele alınması sağlandı.