• YARIM ALTIN
    20.739,00
    % 2,99
  • AMERIKAN DOLARI
    46,2702
    % -0,01
  • € EURO
    53,7101
    % -0,16
  • £ POUND
    62,3003
    % -0,16
  • ¥ YUAN
    6,8412
    % -0,05
  • РУБ RUBLE
    0,6400
    % 0,13
  • BITCOIN/TL
    2933257,405
    % 3,24
  • BIST 100
    13.743,50
    % -0,01

Trafik ve Kasko Sigortalarında Dengeyi Korumak: Yeni Bakış Açıları ve Koruma Açığına Yönelik Değerlendirmeler

Trafik ve Kasko Sigortalarında Dengeyi Korumak: Yeni Bakış Açıları ve Koruma Açığına Yönelik Değerlendirmeler

Sigorta sektörünün amacı sadece primleri artırmak değil; koruma açığını azaltmaktır. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, trafik ve kasko sigortalarına ilişkin görüşlerini paylaşırken, ödemeler ve güvence sunumu açısından değerlendirmenin esas alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 34 milyonu aşarken, yaklaşık 25 milyon aracın kasko güvence­sinden yoksun olduğu bilgisinin altını çizdi.

Yaşar, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in trafik ve kasko sigortalarına dair kamuoyuna yansıyan görüşleri ve bu konunun çeşitli çevrelerce gündeme taşınmasıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu. Trafikte primler enflasyonun altında kaldı ifadesiyle başlayan açıklamada, 2026 Mayıs sonu itibarıyla toplam ödenen tazminat miktarının geçen yıla göre %36 artarak 114,4 milyar TL’ye çıktığına dikkat çekti. Bu dönemde trafik sigortasında 505 binden, kasko sigortasında ise 568 binden fazla dosyaya ödeme yapıldığını belirten Yaşar, sadece beş ay içinde yaklaşık 1,1 milyon kişinin zararının karşılandığını vurguladı.

İlgili dönemde trafik sigortasında ortalama primin %8 artışla 8.684 TL’den 9.410 TL’ye yükseldiğini belirten Yaşar, enflasyon karşısında reel bir gerilemenin söz konusu olduğunu ifade etti. Değerlendirmelerin yalnızca poliçe fiyatları üzerinden yapılmaması gerektiğini söyleyen Yaşar, aynı zamanda sağlanan koruma ve ödenen tazminatlar üzerinden ele alınması gerektiğini kaydetti. Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının 34 milyonu aştığı gerçeğini hatırlatan Yaşar, sigorta sektörünün en kritik meselelerinden birinin koruma açığını azaltmak olduğuna değindi.

Kamuoyunda konuşulan “7 milyon sigortasız araç” iddiasının her zaman tabloyu tam olarak yansıtmadığını belirten Yaşar, sigortasızlığın boyutunu daha gerçekçi bir çerçeveyle ele almamızı sağlayan ayrıntılara dikkat çekti. Bu kapsamda, motorlu bisikletler ve uzun süre kullanılan olmayan araçlar gibi kategoriler hesap dışı bırakıldığında sigorta yaptırmayan araç oranının yaklaşık %16’ya gerilediğini ifade etti. Ancak sigortasızlık yine de önemli bir sorun olmaya devam ediyor ve bunu azaltmanın hem vatandaşın korunması hem de trafik sisteminin sağlıklı işlemesi açısından kritik olduğuna vurgu yaptı.

Farklı fiyatlar rekabetin doğal sonucudur ifadesiyle devam eden açıklamada Yaşar, sigortacılığın risk tabanlı bir sistem olduğunu hatırlattı. Bir aracın markası ve modeli tek başına prim belirleyicisi olmamakla birlikte, sürücünün geçmişi, yaşı, bulunduğu il, kullanım şekli, risk profili ve hangi teminatların tercih edildiği gibi birçok faktörün prim üzerinde etkili olduğunu belirtti. Bu yüzden aynı araca sahip iki kişinin farklı prim ödemesi tamamen doğal ve rekabetçi piyasanın sonucu olarak görülebilir. Farklı sigorta şirketleri de değişik risk değerlendirme yöntemleri, hizmet modelleri ve maliyet yapıları sunar; bu da müşteri açısından çeşitli teklifler arasından seçim yapmayı daha anlamlı kılar.

Türkiye’nin ihtiyacı daha yüksek sigortalılık oranıdır diyerek sigortacılığın temel amacını sadece fiyat tartışmasına indirgememek gerektiğini söyleyen Yaşar, toplumsal dayanıklılığı artıracak bir sigorta sistemi için daha geniş kapsama ve güvenceye erişim ihtiyacının ön planda olduğunu belirtti. Tek tip fiyatlar yerine daha güvenli ve dayanıklı bir toplum için sigortanın rolünün genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, güvenceye erişimin artırılmasının, ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğuna dikkat çekti.