Yeni haftaya hızlı fiyat hareketleriyle başlayan küresel tarım emtia piyasalarında, ABD ile Çin arasındaki yeni alım taahhütlerinin etkisi hissedildi. Özellikle mısır ve buğday vadeli kontratlar, Çin’in ABD tarım ürünleri alımını artıracağı yönündeki haberlerle yukarı yönlü ivme kazandı. Aynı dönemde yükselen petrol fiyatları ve Orta Doğu’da sürmekte olan jeopolitik belirsizlikler palm yağı piyasasında da hareketliliği artırdı.
ABD Başkanı’nın Çin’in tarım ürünü alımını artıracağına dair açıklaması, piyasalarda kilit bir döneme işaret etti. Yeni anlaşmaya göre Çin, 2028 yılına kadar her yıl en az 17 milyar dolar değerinde Amerikan tarım ürünü satın almayı taahhüt etti. Bu rakam, daha önce açıklanan soya fasulyesi hedefinin üzerine ek olarak gelmekte. Ancak eksperler, bu sözleşmenin yalnızca soya ile sınırlı kalmayıp mısır, buğday ve diğer tarım ürünlerini de kapsayabileceğini düşünüyor ve bu bakış açısı fiyatları hızla yukarı çekiyor.
Bloomberg’in Chicago’da işlem gören aktif mısır kontratları gün içinde yaklaşık %3,8 yükselirken, buğday yakın zamanda %3’e yakın artış kaydetti. Soya fasulyesi de değer kazandı. Geçen hafta piyasa, ABD-Çin görüşmelerinden somut bir tarım alımı detayı çıkmaması nedeniyle sert bir şekilde gerilemişti; mısır yaklaşık bir haftada %5’e yakın düşüş kaydetmişti. Şimdi ise Beyaz Saray’ın yeni mesajı, yönü yeniden yükselişe taşıdı.
Analistlere göre, anlaşmanın en önemli etkisi Çin’in sınırlı tuttuğu tarım alımlarını, özellikle mısır ve buğday dahil olmak üzere genişletebileceği ihtimali. USDA verileri, Çin’in son iki yılda ABD mısırında belirgin bir talep göstermediğini ortaya koyuyor; buğday tarafında da Seçilmiş zirve sonrası sınırlı geri dönüşler görmekle birlikte hacimler düşük kalıyor. Resmi açıklamalarda ise tarım alım taahhütleriyle ilgili net ifadelerin eksikliği, piyasalarda temkinli duruşu sürdürüyor.
Diğer yandan enerji ve gübre maliyetleri üzerindeki baskı, Orta Doğu’da artan belirsizlikten kaynaklanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki riskler enerji fiyatlarını ve dolayısıyla gübre maliyetlerini yükseltiyor; bu durum, üretim maliyetleri yüksek olan mısır gibi ürünlerde fiyatları destekliyor.
Palm yağı piyasasında ise yükselen petrol fiyatları ve zayıflayan Malezya ringgiti, son bir aylık en sert yükselişlerden birine yol açtı. Brent’in savaş kaynaklı risklerle yukarı yönlü hareketini sürdürmesiyle biyoyakıt talebi için önemli hammadde olan palm yağı talebi güç kazanıyor. Öte yandan Malezya’nın mayıs ayı ilk yarısında palm yağı ihracatında %1,6’lık düşüş dikkat çekti; Hindistan ve Çin gibi büyük alıcıların sevkiyatlarındaki azalış, talepteki zayıflıkla uyumlu görünüyor.
Güney Amerika’da hızlı artan soya ve ayçiçeği üretiminin devreye girmesi, palm yağı fiyatlarını sınırlayabilecek bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Bu küresel dinamikler arasında enerji piyasalarındaki hareketlilik, gıda emtialarının gelecekteki yönünü belirlemeye devam ediyor.




































































































