AA muhabirine konuşan Fatih Birol, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji piyasaları üzerindeki etkilerini ve bu konudaki öngörülerini paylaştı. Uzun süredir küresel ekonominin böylesine kırılgan bir noktaya sürüklendiğini görmek için akılcı olmayan bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu belirtti. Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda dünya ekonomisinin felce sürüklenebileceğini vurguladı. Hidrokarbonlar açısından küresel büyüklüğü 110 trilyon doların üzerinde olan ekonomide tıkanmanın enerji güvenliği açısından büyük bir risk yarattığını söyledi ve ülkelerin yakın vadede nasıl hareket edeceklerine dair planlar yapmaya başladığını ifade etti.
Günlük petrol arzında kayıp miktarı hakkında bilgi veren Birol, dünya talebinin yaklaşık 100 milyon varil/gün olduğunu varsayarsak şu anki kaybın yaklaşık 13 milyon varil/gün düzeyinde olduğuna dikkat çekti. Doğalgaz içinse yaklaşık 100 milyar metreküp civarında bir daralma söz konusu. Bu durum, önceki enerji krizlerinden daha kapsamlı bir zorluk doğuracak bir tablo oluşturuyor. Ayrıca bu kriz yalnızca petrol ve gazla sınırlı değil; gübre, sülfür, helyum ve petrokimya gibi kritik temel emtialar için tedarik zincirlerinde büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Hürmüz Boğazı açıldığında beklenen ray Birol, Körfez bölgesinde şu anda 200’ün üzerinde ham petrol ve petrol ürünleri tankeriyle ayrıca 10 LNG tankeri dolu halde beklediğini söyledi. Boğazın açılmasıyla arzın piyasalara akacağını belirtse de, tamamen normal bir seviyeye dönmenin hemen mümkün olmadığını ifade etti. Mosmor etkilenmiş olan enerji tesislerinin sayısının yüksekliğine dikkat çekerek, hasarlı tesislerin üretime dönmesinin en az 2 yıl alacağını, bazı projelerin ise bu süreci aştığını vurguladı.
Önümüzdeki aylarda piyasa dinamikleri Birol, petrol fiyatlarını belirlemede en kritik faktörün boğazın güvenli ve sürekli açık kalması olduğunu dile getirdi. Sigorta şirketlerinin gemileri güvence altına alabilmesi için bu güvenceye ihtiyaç olduğunu belirtti; bu şartlar sağlanmadıkça ticaret akışında aksaklıklar devam edecektir. Önümüzdeki aylarda petrol piyasasında yüksek volatiliteyi göze almak gerektiğini söyledi. Yüksek petrol fiyatlarının gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu tetikleyip dış ticaret açığını büyüteceğini ve borç dönüşümünde riskler yaratacağını ifade etti. IMF ve Dünya Bankası başkanlarıyla oluşturulan acil kriz koordinasyon grubunun bu ülkeler için mali ve yönlendirme desteği sağlayacağını hatırlattı.
Türkiye için alternatifler Birol, savaşların tetiklediği enerji güvenliği Arayışında Türkiye için birkaç seçenek öne çıkıyor dedi. Başlıca önerilerden biri Basra ile Ceyhan arasındaki boru hattının kapasitesinin artırılması ve mevcut hattın genişletilmesi; ikinci seçenek olarak Bakü-Ceyhan hattının da aynı şekilde iyileştirilmesi olarak öne çıktı. Projelerin siyasi, finansal ve yasal olarak sağlam bir zemine oturtulmasının önemli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin avantajını, bölgeye gelecek petrol ve gazın Akdeniz ile Avrupa’ya taşınma kapasitesi olarak gördüğünü belirtti ve bu süreçte çeşitli projelerin rekabet halinde olduğunu ifade etti.





































































































