Washington’da IMF ve Dünya Bankası Bahar toplantıları kapsamında görüşlerini paylaşan Greg Guyett, küresel ekonominin tüm zorluklara rağmen beklenen direnç göstermeye devam ettiğini belirtti. İran’daki çatışmalar ve enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği baskılara rağmen dünya ekonomisinin bazı kırılmalarla karşılaşsa da dayanıklılığını koruduğunu ifade etti. Ancak bu süreçte mali durumların birçok ülkede baskı altında olduğunu ve yakın zamanda yaşanan enflasyon dalgasının ekonomilere etkisini sürdürdüğünü vurguladı. Enerji tedarikinin kritik hale gelebileceğini ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda özellikle gübre gibi temel malzemelerde bile sıkıntılar doğabileceğini belirtti ve bunun enflasyon ile büyümeyi yavaşlatabileceğini söyledi.
EBRD’nin Orta Doğu’daki çatışmalardan etkilenen ülkelere yönelik rolüne değinen Guyett, krizin insanların günlük yaşamlarını istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için çalıştıklarını dile getirdi. Orta Doğu’daki çatışmalardan en çok zarar gören ülkeler için açıklanan 5 milyar euro’luk destek paketinin özel sektörün istihdamını sürdürmesi ve tedarik zincirlerini güçlendirmesi amacı taşıdığını hatırlattı. Lübnan’da bir şirket için sağlanan finansmanın, çalışan maaşlarını ödemek ve perakende gıda tedarikini sürdürmek için kullanılacağını açıkladı.
Türkiye ekonomisine dönük değerlendirmeler konusunda, Guyett enflasyon düşürme çabalarının Türkiye tarafında kaydettiği ilerlemenin oldukça etkileyici olduğunu ifade etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın enflasyonu kontrol etme çabalarını överken, dünya genelinde enflasyon risklerinin arttığı bir döneme girildiğini ve dolayısıyla Türkiye’nin de bu baskılardan etkilenmeye devam edeceğini belirtti.
Türkiye’nin coğrafi konumunun avantajlarını ve komşularıyla iyi ilişkiler kurma yönündeki politikasını vurgulayan Guyett, Körfez bölgesinin turizm ve yolcu transit açısından zorluklar yaşayabileceğini ancak İstanbul Havalimanı’na yapılan uzun vadeli yatırımlar ve Türkiye’nin turizm potansiyeliyle dengelenebileceğini kaydetti. Geçen yılki yatırım seviyelerini yakalamak için gösterilen çabaların başarıyla sonuçlanmaması halinde hayal kırıklığı yaşayacağını belirten Guyett, enerji sisteminin güçlendirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarının Türkiye için öncelikli alanlar arasında olduğunu da sözlerine ekledi. Türkiye’nin güneş, rüzgar ve batarya depolama konularında güçlü bir portföyü olduğuna dikkati çekti ve önümüzdeki 24 ay içinde bu portföyün daha da büyüyeceğini öne sürdü.
İran’daki çatışmanın enerji piyasalarına etkisi konusunda ise, enerji projelerinin hız kazanacağını ifade eden Guyett, Türkiye için de bu durumun yeni fırsatlar doğuracağını belirtti. Ayrıca, Avrupa Birliği’ne yakın üretim merkezi kurmak isteyen çok uluslu şirketlerden Türkiye’ye yatırım işaretleri aldıklarını söyledi. İnnovasyon odaklı yatırımların artmasının Türkiye’yi, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere bölgeler için bir inovasyon merkezi konumuna taşıdığını vurguladı.
Radarda tutulacak bir yatırım destinasyonu olarak Türkiye konusuna dair öngörülerini paylayan Guyett, Türkiye’nin coğrafi konumu, genç nüfusu ve eğitimli iş gücüyle yatırımcılar için cazip bir seçenek olduğunun altını çizdi. Körfez’den gelen yatırımcıların güvenli destinasyon arayışında Türkiye’yi tercih etmeye devam edeceğini düşündüğünü söyledi. EBRD’nin Türkiye’de 2009’dan bu yana 23 milyar euro’nun üzerinde yatırım gerçekleştirdiğini hatırlatan Guyett, gelecek dönemde enerji ve yenilenebilir yatırımların artış göstereceğini belirtti. 2025 yılında Türkiye’ye 2,7 milyar euro ile kaydadeğer bir yatırım gerçekleştirmeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi.





































































































