Dünya genelinde en zengin %10’luk tüketici grubunun çevreye verdiği zararın yıllık maliyeti, kişi başına 2.300 ile 7.500 dolar arasına, toplamda ise 1,7 ile 5,7 trilyon dolar arasına denk geliyor. Çalışma, ABD, Almanya, Çin, Brezilya, Mısır ve Hindistan’daki en üst dilimdeki tüketicilerin bu yükü nasıl paylaştığını inceliyor.
ABD’de bu kesimin çevre faturası kişi başına 19.000 ila 63.000 dolar olarak hesaplanırken, bu miktar onların gelirinin %6 ila %20’si ile servetinin %0,8 ila %3’üne karşılık geliyor. Hindistan’da ise kişi başına zarar 410 ile 1.400 dolar arasında değişiyor ve bu tutar gelirinin %0,8 ila %2,8’i, servetinin ise %0,2 ila %0,5’iyle eşleşiyor.
En büyük kayıp biyoçeşitlilikte konusuna dikkat çekildiğinde, ABD ve Çin için yapılan en düşük tahminler bile biyolojik çeşitlilik finansmanı için 2030’a kadar gereken 675 milyar dolarlık bütçeyi karşılayamıyor. COP30’ta kararlaştırılan hedef olan yıllık 993 milyar dolar toplama miktarını dahi aşması olası olan ABD için ortalama maliyetler bu eşiğe ulaşıyor.
Ülkeler arası farklar tüketim ve emisyonlar üzerinden net bir tablo sunuyor. En çok tüketen %10’un %60’tan fazlası ABD ve AB’de ikamet ederken, Hindistan’da bu pay yalnızca %2’ye tekabül ediyor. Tüketimle oluşan küresel faturanın yaklaşık yarısından fazlası biyoçeşitlilik kayıplarına, geri kalan kısmı ise iklim değişikliğinden kaynaklanan zararlara bağlanıyor.
Çalışma, iklim yatırımlarını en zengin %1’lik kesimin servet vergisiyle finanse etmenin faydalarına vurgu yapıyor: bu yaklaşım servet eşitsizliğini azaltırken, düşük gelirli topluluklarda iklim hasarının yükünü de hafifletebilir.




































































































