ABD Tarım Bakanlığı’nın Dış Tarım Servisi (FAS) Ankara ofisi tarafından hazırlanan Perakende Gıda Sektörü Yıllığı: Türkiye raporu, ülkenin perakende gıda pazarını derinlemesine inceliyor. Ekonomik zorluklar sürerken bile tüketici harcamalarının gıda alanında büyümeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Rapor, büyümenin yönünü indirim mağazaları, özel markalar, küçük formatlı mağazalar ve giderek yaygınlaşan online satışlar belirlediğini vurguluyor. Ayrıca Türkiye’de satılan gıdaların çoğunun yerli üretimden karşılandığına dikkat çekilirken, ithal gıda ürünlerinin toplam market satışlarındaki payı sadece %7–8 düzeyinde kalıyor.

Türkiye’nin perakende gıda pazarı yaklaşık 120 milyar dolar düzeyinde. 2025 yılında toplam perakende satışlar vergiler hariç yaklaşık 224 milyar dolar olarak hesaplanırken, bu tutarın yaklaşık 120,2 milyar doları gıda perakendesinden geliyor. İstatistikler, indirim zincirlerinin toplam gıda perakende satışlarının yaklaşık üçte birine denk geldiğini gösteriyor: indirim zincirleri %32,2, süpermarketler %28,7, geleneksel perakende %32 ve e-ticaret ise %2,1 pay alıyor. Türkiye genelinde yaklaşık 370 bin gıda perakende satış noktası bulunuyor; beşten fazla mağazaya sahip zincir sayısı ise 200’ün üzerinde.
Gelenekselden organize zincirlere geçiş rapor, gıda alışverişinin son on yılda hızla organize perakendeye kaydığını gösteriyor. Modern perakende payı 2014 yılında %41,8 iken 2025’te %67,3’e yükselmiş; geleneksel perakendenin payı ise %58,2’den %32,7’ye gerilemiş. Bakkal ve semt pazarlarının etkisi azalsa da küçük ölçekli satıcılar hâlâ önemli bir rol oynuyorlar. Ancak büyüme ve yeni mağaza yatırımları çoğunlukla national zincirlerden geliyor.
Organize perakende üç ana gruba ayrılıyor. Rapor, sektörü Ulusal indirim/supermarket zincirleri, bölgesele zincirler ve uluslararası sermayeli zincirler olarak sınıflandırıyor. 2026 itibarıyla Türkiye’de uluslararası sermayenin kontrolünde yalnızca Metro Grossmarket ve bonVeno kaldığına dikkat çekiliyor; her ikisi de Alman Metro Grubu’na ait. “Yüksek enflasyon, indirim marketlerini ve özel markalı ürünleri büyütüyor” ifadesi, 2025 yılında en iyi performansı indirim mağazalarının gösterdiğini özetliyor. Enflasyonun 2018’den beri Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri olduğu belirtilirken tüketici enflasyonunun zirvesi Ekim 2022’de %86 iken 2025 sonunda %31’e geriledi. Gıda ve alkolsüz içecek enflasyonu ise 2025 sonunda %28, Mayıs 2026 itibarıyla %35 olarak bildirilmiş. Yüksek enflasyon, alt ve alt-orta gelir gruplarını daha çok etkiliyor ve bu durum tüketiciyi daha küçük paketlere, kampanyalara ve kendi markalı ürünlere yönlendiriyor.
İlk 10 zincir, bir yılda 3 binin üzerinde yeni mağaza açtı. 2024’ten 2025’e geçerken ilk 10 zincirin toplam mağaza sayısı 48.861’den 51.916’ya çıktı; bu da yaklaşık %6,3’lük bir artış anlamına geliyor. En çok mağaza açanlar arasında BİM, Seç, A101, Şok ve Migros yer alıyor. Rapora göre Tarım Kredi Kooperatif Marketleri (Koop Market) da tüketici tabanını genişletmiş durumda, ancak dip notlarda bu listeye dahil edilmediği için sıralama etkilenmiyor. 2025 sonunda bu zincirler arasındaki mağaza dağılımı, BİM’in önde olduğunu gösteriyor: BİM 14.576 mağaza (993 yeni), A101 13.550 (392 yeni), Şok 11.797 (332 yeni) ve Migros 3.895 (326 yeni) gibi rakamlar kaydedilmişti.
Satışta BİM açık ara lider. 2025 satış tablosunda BİM, 21,7 milyar dolar ile %18,4 pay alarak ilk sırada bulunuyor. Migros 10,8 milyar dolar satışla %9,2 pay, A101 ise 9,1 milyar dolar satışla %7,8 paya sahip. Listenin geri kalanı Şok, CarrefourSA, Seç, Ekomini, File, Hakmar ve Macrocenter şeklinde sıralanıyor. Toplamda ilk dört zincirin payı %41,4 ve satışları yaklaşık 49,3 milyar dolar olarak öne çıkıyor. İlk 10 zincirin toplam satışı ise 54,6 milyar dolar olarak belirtiliyor. Migros, BİM ve A101 farklı formatlar sunarak geniş kitlelere hitap ediyor; Macrocenter ise daha farklı gelir gruplarına odaklanan bir ağ sunuyor.
Akaryakıt istasyonu marketleri de büyüyor. 2025 yılında akaryakıt istasyonlarındaki market sayısı 5.280’e yükselmiş; 2024’e göre yaklaşık 358 mağaza artışı kaydedilmiş. Başlıca zincirler Petrol Ofisi, Opet, Shell, Total ve BP olarak sıralanıyor. Shell için büyüme hızı en hızlı olanlar arasında yer alırken BP’nin mağaza sayısında ufak bir düşüş görüldüğü belirtiliyor.
Online gıda satışları büyüyor ancak payı sınırlı. Pandemi sonrası online alışveriş yaygınlaşsa da toplam içindeki payı %2,1’e yükseldi ve 2025’te çevrimiçi gıda satışlarının ekonomik büyüklüğü yaklaşık 2,49 milyar dolar olarak hesaplanıyor. En çok talebin İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde oluştuğu, güvenin ve alışkanlığın arttıkça online kanalın payının da artması beklentisi vurgulanıyor.
BonVeno hızlı büyüme hedefiyle pazara giriyor. Metro Grubu’nun bonVeno yatırımı, 2023’te açılan ilk mağazadan bu yana 2026’da 60 şubeye ulaşmış durumda ve 2030’a kadar 1.000 mağazaya ulaşma hedefi belirginleşmiş. Mağazalar 45–300 metrekare arasında değişiyor; küçük market formatından farklı olarak sandviç, salata, pizza ve taze yemekler sunmasıyla öne çıkıyor. Sağlık bilinci yüksek kentli tüketicilere yönelik ürünler, diğer kolaylık marketlerinden daha fazla öne çıkıyor ve bu durum market ile hızlı servis restoranı arasındaki çizgileri belirsizleştiriyor.
CarrefourSA’nın mülkiyet yapısında değişim. CarrefourSA hisselerinin Fransız Carrefour ve Sabancı Holding’ten Aydın Grup’a devredildiği bildirilmişti; Nisan 2026 itibarıyla Rekabet Kurulu onayı bekleniyor. Lisansla kullanılan CarrefourSA markasının en az iki yıl daha varlığı sürüyor. Bu değişiklik, uluslararası sermayenin Türkiye gıda perakendesindeki varlığı azalırken yerli grupların baskın konumunu güçlendiriyor.
İthalat payı ve ülkeler. Türkiye’nin 2025 tüketici odaklı tarım ve gıda ürünü ithalatı 8,77 milyar dolar olarak gerçekleşti; ithalatın toplam gıda perakende pazarına oranı yine %7–8 aralığında kaldı. Hollanda, Polonya ve ABD başta olmak üzere ülkelerden yapılan ithalata rağmen iç üretim kapasitesi ve işleme sanayisi sayesinde yüksek oranda yerli ürünler piyasada tutunuyor. ABD’nin payı ise %7,16 olarak izleniyor ve özellikle ceviz, badem ve hurma gibi ürünlerde potansiyel görülüyor. İthalatta en hızlı büyüyen ürünler arasında taze elma, sarımsak, kırmızı pul biber, kahve gibi ürünler öne çıkıyor.
İthalatı fiilen engelleyen ürün grupları. Rapor, GDO içeren gıdalar, yüksek kaliteli sığır eti ve organik şeker gibi sektörlere yönelik sıkı düzenleyici engellerin bulunduğunu belirtiyor. Gıda sanayisi ve yeme-icme sektörü 2024 itibarıyla yaklaşık 58 bin üretici ile milyonlarca tüketiciye ulaşan geniş bir ekosistemi kapsıyor. Sektör, iç pazara odaklı üretim ve ihracatla büyümeye devam ediyor; tüketici harcamalarındaki baskılar ise 2024 yılında reel olarak tüketimi sınırlandırdı. Raporun 30 Haziran 2026’da yayımlandığı ve USDA personeline ait olduğunun belirtildiğini de hatırlatmak gerekiyor.”




































































































