Hantavirüs vakalarının güncel tartışması, Covid-19 sonrası deneyimlerle birlikte yeni bir pandemi riski endişesini beraberinde getiriyor. Ancak mevcut bilimsel değerlendirmeler, hantavirüsün Covid-19 benzeri hızlı ve geniş çaplı bir yayılım gösterme ihtimalinin düşük olduğunu işaret ediyor. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, mevcut veriler ışığında hantavirüsün “yüksek ölüm oranlı fakat sınırlı bir yayılım potansiyeli” taşıdığı şeklinde bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtiyor. “Yalnızca tıbbi yayılım ihtimaline odaklanılmamalı” diye ekliyor ve ekliyor ki sigorta sektörünün bakışı sadece sağlık etkileriyle sınırlı kalmamalı.
COVID-19 döneminden hatırlanacağı üzere bir salgının ekonomik etkileri, hastalığın kendisinden çok daha geniş sonuçlar doğurabiliyor. İş durması, seyahat ve etkinlik iptalleri, liman kısıtlamaları, tedarik zinciri bozulmaları, sağlık giderleri ve sorumluluk talepleri, sigorta piyasasının pek çok dalını doğrudan etkileyebilir. OECD’nin verileri, salgın döneminde iş durması zararlarının büyük kısmının poliçe sahiplerinde kaldığını gösteriyor; çünkü iş durması teminatlarının çoğu fiziksel hasar veya salgınla ilişkili kayıpları açıkça kapsam dışı olarak belirtiyor. Düşük ihtimalli bir risk bile, risk algısını etkilemeyi sürdürüyor ve dikkatle izlenmelidir.
Yapısal kayıplar ve kar kaybı sigortalarının önemi giderek artıyor Hantavirüsün geniş bir salgına dönüşme ihtimali olduğunda ilk etkilenecek alanlardan biri sağlık sigortaları olabilir; ancak ikinci önemli yeri iş durması ve kar kaybı sigortalarıdır. Bir işletme kapatılır veya üretim durdurulursa, poliçede açıkça bulunan bulaşıcı hastalık, non-damage business interruption veya civil authority teminatları devreye girmelidir.
Taşıyıcı sorumluluk poliçeleri gündeme gelebilir Seyahat sigortaları ile denizcilik ve taşımacılık sigortaları da bu tür olaylardan etkilenebilir. Son vakaların bir gemi seyahatiyle ilişkilendirilmesi, cruise ve yolcu taşımacılığı ile liman operasyonları ve uluslararası tahliye süreçlerinde riskin ne kadar karmaşık hale gelebileceğini gösteriyor. Seyahat iptali, tıbbi tahliye, karantina giderleri ve konaklama uzaması gibi teminatlar bu senaryolarda ön planda yer alabilir; fakat poliçelerde salgın ve pandemi konularında istisnaların olup olmadığı belirleyici olacaktır. Sorumluluk sigortaları açısından da işveren sorumluluğu, genel sorumluluk, otelcilik ve taşıyıcı sorumluluğu gibi poliçeler gündeme gelebilir. Ancak bu taleplerde illiyet bağı, kusur, mevzuata uygunluk ve poliçe istisnaları kritik rol oynamaktadır.




































































































