• YARIM ALTIN
    22.666,00
    % 3,77
  • AMERIKAN DOLARI
    47,9162
    % 0,02
  • € EURO
    55,9923
    % 0,92
  • £ POUND
    65,2441
    % 0,58
  • ¥ YUAN
    7,1184
    % 0,26
  • РУБ RUBLE
    0,5639
    % 0,09
  • BITCOIN/TL
    3289708,700
    % 5,70
  • BIST 100
    %

Carry Trade’nin G-10 Piyasalarındaki Geçerli Önemi ve Yenin Fonlama Rolü

Carry Trade’nin G-10 Piyasalarındaki Geçerli Önemi ve Yenin Fonlama Rolü

G-10 döviz piyasalarında carry trade stratejilerine yöneliminin, 2000 yılından bu yana görülmemiş kadar yüksek bir ilgi çektiği belirtiliyor. Goldman Sachs ekibinin yazdığı bir raporda, düşük getirili bir para biriminden borçlanıp daha yüksek getirili para biriminde yatırım yapma yaklaşımına vurgu yapılıyor ve bu yaklaşımın ilerleyen aylarda finansman için yen, İsviçre frangı veya euro’nun kullanılmasına işaret ettiği ifade ediliyor.

Bir dizi etken bu carry trade işlemlerinin cazibesini güçlendiriyor. Banka, gelişmiş ekonomilerin faiz oranlarının yüksek ve dalgalı seyretmesi nedeniyle yatırımcılar için geniş getiri farkları yaratırken, döviz kuru hareketlerinin nispeten sakin kaldığını belirtiyor. JPMorgan Chase tarafından hesaplanan bir endeks ise döviz volatilitesinin 2020’lerden bu yana en düşük seviyelere yakın seyrettiğini gösteriyor. Bloomberg verilerine göre bu dönemde G10 para birimlerindeki carry trade’ler yaklaşık %8 getiri sağladı; bu performans, küresel tahviller, altın ve Bitcoin gibi varlıkların kazançlarını geride bırakırken hisse senetlerine kıyasla hala daha sınırlı kaldı.

Notta ifade edildiğine göre, faiz farklarından kaynaklanan gerçekleşen oynaklığın azalması ve orta vadede politika adımlarının sınırlı kalması beklentisiyle G10 faiz oranlarının bir aralıkta istikrar kazanması, carry stratejilerinin daha yüksek getirileriyle daha düşük oynaklık seviyelerini aynı potada buluşturmasına olanak tanıyabilir.

Barclays ise şu aşamada döviz piyasalarındaki sakinliğin, küresel ekonomik belirsizlikler karşısında çeliştiğini belirtiyor ve mevcut modelinin volatilitenin düşmek yerine artma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdiğini ifade ediyor. ABD’de iki yıllık tahvil getirileri %4’ün üzerine çıkarken, Almanya’da yaklaşık %2,6, Japonya’da %1,4 ve İsviçre’de yaklaşık %0,1 seviyesinde olan faiz oranları, gelişmiş piyasalarda belirgin bir getiri farkı yaratıyor.

Goldman, uzun vadede yenin finansman için öne çıkan bir araç olarak görüldüğünü yineliyor. Japon para biriminin dolar karşısında son 40 yılın en düşük seviyelerine yakın işlem gördüğü belirtilirken, resmi müdahale tehdidi herhangi bir zaman devrede olsa da makroekonomik görünümde belirgin bir değişiklik olmadan yenin değer kaybetmeye devam etmesi bekleniyor. Ayrıca Goldman, İsveç kronuna karşı dolar alımında da bir fırsat bulunduğunu vurguluyor.