Antalya’da yılın tüm mevsimlerinde üretim sürüyor; hem açık araziler hem de seralar, tropik meyveler dahil olmak üzere yüzlerce çeşit ürünü kapalı-dış mekan ayrımı olmadan yetiştiriyor. Bereketli topraklarda elde edilen ürünler yalnız iç pazara değil, ihracata da yönlendirilerek ülke ekonomisine katkı sağlıyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında Antalya, Türkiye’nin en çok sebze üreten ili oldu ve toplam meyve üretiminde üçüncü sırada yer aldı. Üretimdeki çeşitlilik sayesinde kent, domates üretiminde Türkiye’nin dörtte birine yaklaşan bir paya sahip olurken, hıyar ve biberde de önemli oranlarda ülke üretimini karşılıyor. Ayrıca meyve bazında avokado, muz, keçiboynuzu ve narenciye gibi ürünler Türkiye’nin lider üretim kentlerinden biri konumunda. Tarla bitkileriyle ilgili verilerde ise çarkıfelek ve susam gibi ürünlerde Antalya’nın önemli payı dikkat çekiyor. Antalya, 31 üründe Türkiye birincisi ifadesi, ilin bitkisel üretimdeki çeşitlilik ve üretkenliğini net bir şekilde özetliyor. Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, Antalya’nın bitkisel üretimdeki zenginliği hakkında konuşurken, Antalya’yı tarımın başkenti olarak nitelendirdi ve 2025 yılı verilerinin ülkedeki birçok üründe Antalya’nın ilk sırada olduğunu gösterdiğini vurguladı. “Bitkisel üretimde birinci olmamız, domateste dünyaya ulaşmamız ve ihracattaki başarımız ile destekleniyor.” Üretimde sadece miktar değil kalite ve lezzet de ön planda; çünkü Antalya’da üretilen her meyve ve sebze, belirgin bir iddia ile raflarda yer alıyor. Ayrıca kesme çiçek ve süs bitkilerinde de kent önemli bir paya sahip; Türkiye’nin kesme çiçek üretiminin yaklaşık yarısını karşılayabildiğini ifade eden Yetkililer, bu alanda da rekabet gücünü sürdürüyor. Son 20 yılda sebze üretimi 3 kat, meyve üretimi ise 2,5 kat arttı diyen Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ilin tarımsal potansiyelinin yalnız kapalı alanda değil, açık tarlalarda da üretimde kendini gösterdiğini belirtti. Örtü altı üretimin Türkiye içindeki payının yaklaşık yüzde 41’ini Antalya’nın gerçekleştirdiğini hatırlatan Çandır, son dönemdeki artışın iklimsel avantajlar ve yetenekli üreticilerin ortak başarısı olduğuna işaret etti.





































































































